Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. O sırada İsa aleyhisselam gelerek:
Ya Muhammed! İşte bütün Peygamberler sana ricaya geldiler. Allah’ın mahlukatı -amellerine göre ayırıp dilediği yere göndermesini, onların mahşerin öldürücü sıkıntısından kurtarmasını istiyorlar,- der.

O gün insanlar gırtlaklarına kadar tere gömülürler ve Mü’minlere serin bir hava olurken kâfirleri tamamen öldürücü sıkıntılar kaplar. İsa’ya:
Ya İsa! Ben gelinceye kadar bekle! Der giderim. Arş-ı Alâ’nın altına varınca hiç bir meleğin ve hiçbir Peygamberin görmediği şeylerle karşılaşırım. O sırada Allah Cebrail’e emir vererek:
Git Muhammed’e söyle: “Başını secdeden kaldır. Dilediğini iste. İstediklerine şefaat et. Şefaatin kabul olunacaktır” buyurur.
“O zaman ümmetime şefaat ederim.

Önce şefaate hak kazananlardan her doksan dokuz kişiden bir kişiyi kurtarırım. Rabbime yalvarmaya devam ederim. Hatta Rabbim bana: “Ümmetinden bir gün dahi gönülden 'Lâ ilâhe illallah’ deyip o imanla ölenleri dahi şefaatinle cennete koy!’ deyinceye kadar yerimden kalkmam.”