Çocuk, bir ülkenin, toplumun, medeniyetin, ülkenin, ırkın ve düşüncenin teminatı olarak görülmektedir. İslam dininde ise masumiyet ve günahsızlığın sembolü olarak görülmekte. Bir medeniyetin oluşmasını ve sağlam temeller üzerine kurulmasını sağlayacak en önemli konulardan bir tanesidir çocuk yetiştirebilmek. Bir ülkenin çocukları, geleceğin teminatı olarak görülmektedir. Çocukların fark edilmesi Batı dünyasında Ortaçağın sona ermesi ile başlamıştır. Osmanlı döneminde ise Tanzimat’la birlikte çocuklara yönelik haklar tanınmaya başlanmıştır.

Osmanlı toplumunda okullara başlamak için yaş sınırlaması yoktu. Her çocuğun olgunlaşma çağının farklı olmasını göz önünde bulunduran Osmanlı’da genellikle dört ile altı yaş arasında okullara başlanırdı. Çocuğu okula başlayacak aile için ziyafet verilirdi.

Çocuk bu şekilde eğitime karşı sevgi duyguları beslerdi. Okulda bulunan öğrencilere simit, şeker gibi yiyecekler dağıtılırdı. Okula başlayacak çocuğun evi bir güzel temizlenir sonrasında öğrenci olacak çocuklarla birlikte hamama gidilirdi. Yeni elbiseler giydirilir ve süslenirdi. Çocuklar için okula başlamak çok heyecanlı bir hal içinde gerçekleşirdi.

Yeni kıyafetlerle Eyüp Sultan ve Fatih türbeleri ziyarete gidilirdi. Eve geri döndüklerinde okula götürmek için kendisini aynı okula başlayan arkadaşları gelir ve birlikte ilahi söylerlerdi. Eğitime başlayacak olan çocuk kendisi için hazırlanıp süslenmiş olan atlara binerek tören eşliğinde eğitim hayatına atılırdı.

Çocuklara güzel bir törenle eğitime başlatmak onların tüm eğitim hayatları için sağlam duygular beslemelerine olanak sağlamaktadır.