Kelime anlamı bir kişiyi en güzel biçimde anlatmak, ona övgüler sunmak ve methetmek amacıyla yazılan naat, zamanla sadece Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'i konu edinen sadece onu anlatıp en güzel şekilde öven şiirler olarak kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde de sadece Efendimiz için kullanılan naatlar, Halk Edebiyatından sonra Divan Edebiyatında da en güzel örneklerini göstermiştir. Bu güzel örnekler arasında en değerli olanları muhakkak Osmanlı Sultanlarının Hz. Muhammed'e karşı besledikleri sevgiyi kaleme aldıkları naatlar olmuştur. Edebiyata hemeen hemen her padişah ilgi duymuştur. Özellikle şiir alanında maharetlerini sergilemişlerdir.Şiirle ilgilenen Osmanlı Sultanlarının arasında Kanuni Sultan Süleyman'ın 'Muhibbî', Yavuz Sultan Selim'in 'Selimî', Fatih Sultan Mehmet'in 'Avnî', Sultan I. Ahmed'in 'Bahtî' mahlasını kullanarak kaleme aldığı naatlar yer aldığı gibi diğer Osmanlı padişahlarının yazdıkları yüzlerce naat da bulunuyor. İşte Osmanlı Sultanlarından Hz. Peygamber sevgisini gösteren naatlar:

Fatih Sultan Mehmed, Hz. Peygambere olan sevgisini 'Ey sevgili! Ben senden ayrı kalmanın hüznünü yaşadım, gam meclisinde öyle bir aşk şarabı içtim ki, şu gök kubbe onun yanında sadece o şarabın üzerindeki kabarcıklar gibidir." sözleri ilde kaleme almıştır.

Sultan II. Bayezıd, 'Gerçi insanları âciz bırakan güzellik, Hz. Yusuf'ta sona ermişti. Ancak Hz. Peygamber bu güzel yaratılışıyla, Yusuf da dâhil, bütün insanlardan daha güzeldir.' sözleri ile Efendimiz'e sevgisini göstermeye çalışmıştır.

Yavuz Sultan Selim ise Efendimiz'e duyduğu muhabbeti "Ey yüzü, Allah'ın velîkullarının gözünün nuru olan peygamber!
Ey Allah'ın nurunun madeni olan peygamber! Yardım et, imdat eyle. Ayağının toprağı, Allah'ın seçkin kullarının gözüne sürme olan peygamber! Ey Allah'ın nurunun madeni olan peygamber! Yardım et, imdat eyle." dizeleri ile göstermiştir.

Sultan I. Ahmed 'Ey Allah'ın elçisi! Senin alnın ay, yüzün ise güneştir. Senin güzel yüzünü kim görürse o, yüce bir kişi olur" sözleri ile sevgisini ve özlemini ifade etmiştir.