Cenab-ı Hak insanoğlunu varlıkların en üstünü olarak yaratmıştır. Kendi dini İslam’a tabi olup Rasulü Hz. Muhammed (s.a.v.)’e inanan Müslüman kullarını ise yüce bir izzet sahibi saymıştır. İnanan insanlar bütün gücünü ve kuvvetlerini, şeref ve haysiyetlerini sahip oldukları imandan almaktadırlar. Lakin günümüzde insanlar izzeti ve şerefi meliklerin yolunda aramaya çalışıyorlar. Güç onlarda zannederek kendilerini kandırıyorlar. Halbuki Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de izzet ve şerefin nerelerde aranması gerektiğini ve ne şekilde olması gerektiğini belirtmiştir. Fatır suresi 10. ayet-i kerimede: ‘Kim izzet ve şeref istiyorsa, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi Allah’ındır. O’na ancak güzel sözler yükselir. Onları da Allah’a amel-i salih ulaştırır.’ buyurmaktadır.

İnsan zilletten kurtulup, izzet sahibi olmayı şerefini ve haysiyetini güçlendirmek niyetindeyse bilmelidir ki izzet tamimiyle sadece Allah’ındır. Yaşadığımız dünyada da Alalh’ındır, ahiret dünyasında da Allah’ındır. İzzet sahibi olmak isteyenler önüne gelenlere inanıp kendini zelil duruma düşürmemelidir. Nisa suresi 139. ayette ise: ‘Mü’minleri bırakıp da kafirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet, yalnızca Allah’a aittir.’ buyurmuştur. Buradaki münafıklar Müsüman insanlara karşı kafirlerle dostluk ederek izzet sahibi olamayacaklarını, yalnız izzet sahibinin Allah olduğunu anlatmıştır. Allah Müslüman kullarını ‘İzzet Allah’ın, Rasulünün ve mü’minlerindir’ sözleri ile yüceltmiştir.