Adamın biri bir gün devesini kaybetmiş. Pazarda gezerken ilk görüşte devesini tanımış. Heyecanla koşar adım gitmiş adamın yanına. Sevinçli bir şekilde demiş ki: “Efendi bu deve benimdir.” Karşısındaki adamdan öyle bir cevap almış ki şaşkınlığını gizleyememiş. Öteki adam “Hayır benimdir.”. Benimdi senindi derken etraftan biri karışmış lafa. “Kadıya gidin anlatın diye.”.

Gitmişler kadının yanına. Kadı sormuş: “Deve kimindir? “. İkisi de aynı anda “Benimdir.” demiş. Kadı da “Var mı buna bir deliliniz?” demiş. Pazardaki adam susmuş. Diğer adam da “Vardır efendim.” demiş. “Bu deveyi keselim, ciğeri delikse ben arkadaşa bir deve alayım, değilse o alsın.” demiş. Diğer adam da içinden devenin kalbinin delik olduğunu nereden bilecek diye düşünerek teklifi kabullenmiş.

Deveyi kesmişler ve gerçekten çiğeri delik çıkmış. Kadı ile adam şaşırmış ve “Nerden bildin devenin ciğerinin delik olduğunu?” demişler. Adam da “Bu deve yeni doğurmuştu, bizim köyde bir köprü vardır. Yavrusu köprüden aşağı düşüverdi. Deve bastı feryadı, ben de bu kadar acıya devenin ciğeri dayanamamıştır, delinmiştir diye düşündüm.” demiş.