Yüce Allah, yarattığı insanlara Müslüman olsun yahut olmasın Rahman ve Rahim isimlerinin hürmetine bir çok rızık vermiştir ve vermeye devam ediyor. Bu rızıklar sadace yeme içme, ev, araba gibi parasal kaynaklı rızıklar değildir. Dünya üzerinde var ettiği hemen hemen her şeyi insanların hizmetine vermiştir. Havayı, suyu, güneşi, hayvanları, bitkileri aklımıza gelecek ne varsa insanlığın hizmetine sunulan birer rızıktır. Allah bu rızıkların karşılığı olarak bizden sadece şükretmemizi ve kulluk görevlerimizi hakkıyla gerine getirmemizi istiyor. Yerine getirmemiz gereken bu kulluk görevlerinin muhakkak ben önemlisi ve temel taşı namaz kılmaktır. Bizden önceki hak dinlere mensup insanların üzerlerine de farz olarak nitelendirilen namaz Hz. Myhammed (s.a.v)'in ümmeti üzerinede farz ibadet olarak nitelendirilmiştir. 

İslam dini tek bir kelime ile anlatılacak olsa 'Namaz' yeterli gelecektir. Peygamber Efendimiz namazı dinin orta direği olarak görmesi, namazın dinimizdeki yerini ve önemini anlamamızda yardımcı olacaktır. Namazın toplayıcı özelliği vardır. Diğer ibadetlerin hepsi namazın içinde yer almaktadır. Aynı zamanda Allah karşısında tüm kullarının eşit olduğunu gösteren başka bir eylem yoktur. Efendimiz namaz ile ilgili olarak şu hadislerine örnek verebiliriz:

“Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.”

 “Kıyamet günü kul, ilk önce namazdan hesaba çeki­lecektir. Namaz düzgün ise diğer ameller de düzgün olacaktır. Eğer namaz bo­zuk ise diğer ameller de bozuk olacaktır.”

 “İkindi namazını kaçıran kimse sanki ailesi ve malı helak edilmiş kimse gibidir.”

“Cennetin anahtarı namazdır, namazın anahtarı da abdesttir.”