Evlenecek kişilerin birbirlerinden yaşça büyük ya da küçük olmaları evliliğe bir engel teşkil etmez. Özelliklede bir iki yaşın fark etmesi hiçbir sorun oluşturmaz. Ancak evlenecek kişilerin yaş bakımından birbirlerine denk olması önemli bir konudur. Genç bir kızın atmış yetmiş yaşlarında biriyle evlenmesi aralarındaki yaş fazlalığından günümüzde bir çok sorunu beraberinde getirebilir. Bu konuda ölçü alabileceğimiz tek kişi sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v.)’dir.

Hz. Fatıma annemiz evlilik çağına gelince, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer gelerek onu Resulullah'tan (a.s.m.) istediler. Fakat Peygamber Efendimiz (a.s.m.), "Henüz küçüktür." buyurarak evliliğe razı olmadı. Aynı talep Hz. Ali'den gelince, uygun gördü ve Hz. Fatıma'yı Hz. Ali ile nikahladı. (Nesei, Nikah:7) Çünkü o sıralar Hz. Ebû Bekir elli bir, Hz. Ömer kırk iki ve Hz. Ali yirmi dört yaşlarında bulunmaktaydı. Hz. Fatıma ise on sekiz yaş civarında idi.

Erkekle kadın arasında uçurum olmayacak şekilde birkaç yaş farkının bulunması uygun görülmektedir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) ile Hz. Ümmü Seleme annemiz arasında birkaç yaş farkı bulunurdu. Peygamberimiz ondan birkaç yaş büyüktü. Bunda bir sakıncanın olmadığını Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle ifade ettiler:

"Bir kadının kendisinden daha yaşlı bir erkekle evlenmesinde bir mahzur yoktur."
Kadının erkeğe oranla yaşça küçük olması fizyolojik açıdan da değerlendirilir.. Kadın erkeğe göre daha çabuk yıpranır, kırk-elli yaşlarında menapoza girmektedir. Böylece arada beş-on senelik bu yaş farkı bu dengesizliği ortadan kaldıracaktır.