İmam-ı Gazali Hz. anlatıyor:
Günün birinde buğday tarlalarının yakınından geçerken düşündüm ki;
Ey Rabbim! Bu buğdayları yiyelim diye yarattın da, acaba üstlerindeki kılçıklarını neden yarattın? Sonra hiç beklemediğim bir anda öyle bir şey oldu ki, sürülerce kuşlar etrafımı sardı ve yeşil olgun buğdayları yemeye çalıştılar fakat buğdayların üzerindeki kılçıklar bir jandarma, bir asker gibi buğdayları koruyorlar, kuşların yemesine müsaade etmiyorlardı. Ne zaman buğday almaya çalışsalar kuşların yüzlerine batıyor ve kuşların almasına izin vermiyordu.

Subhanallah!
Demek ki; bu kılçıklar buğdayı korumak için yaratılmış, amaçsız yaratılmamış dedim. Sonra; "Ey insan! Buğday üzerindeki bir kılçık bile amaçsız yaratılmayıp, tüm nimetler senin için yaratılmışken sen nasıl başıboş, boşuna yaratılmış olabilirsin dedim."diyor.

Ey kardeşlerim!
Hayvanlar, bitkiler, yeryüzü, gökyüzü her şey insana hizmet ediyor. İnsan basit ve değersiz bir varlık olsa bu kadar nimet hizmetine sunulur mu? Hayvanlar bizim için ölüyor, bitkiler bizim için sararıyor ve kuruyor. Canlı ve cansız her şey insan için çalışıyor. Bu kadar rızık hizmet için ayağına serilmiş insan boşuna yaratılmış olabilir mi? Her şey insan için, peki insanın hizmeti kimin için? Başımızı hala secdeye koyamıyorsak, bu kadar nimetleri nasıl hak ediyoruz?