Vakit namazlarını devamlı olarak cemaatle birlikte camide kılan, Allah’a yürekten bağlı, çok temiz kalpli bir adam varmış. Adamın evi, nehrin öbür tarafında olduğu için her vakit namazında, salla nehri geçmek çok zamanını alıyormuş.

Bir gün, gittiği camide hoca vaaz verirken adamın hayatını değiştirecek öyle şeyler söylemiş ki adam çok sevinmiş. Hoca şunları demiş:
“Allah’a öyle inanıp öyle dayanacaksın, öyle güveneceksin ki her işin kolaylıkla yerine gelsin Bismillah de gir suya! Yürü git…” diye de bir örnek vermiş.

Adamcağız bunu duyunca öyle bir sevinmiş ki:
– Oh! Kurtuldum artık hem sandaldan hem de kaybettiğim vakitlerden. Bismillah der geçerim karşı tarafa. Sevincinden içi içine sığmamış. Hocaya da şimdiye kadar bunu söylemediği için içinden biraz kızmış. Çıkmış camiden, gelmiş nehrin kıyısına; “Bismillah” demiş ve yürümüş geçmiş karşıya. Artık karısı da kendisi de daha mutluymuş bu yüzden. Bir gün hanımı demiş ki;
“Yarın o Hocayı al gel, yemeğe! Bak o kadar iyiliği dokundu sana …”
“Olur”, demiş adam…

Ertesi gün camiden çıkınca, Hocayla yemeğe gitmek için anlaşmışlar.
Hoca; “Bir sal bulalım!” deyince adam şaşırmış ve: “Ne salı Hocam? Sen demedin mi Bismillah de yürü git! Ben o günden beri öyle yapıyorum. Hadi geçelim…”

Hoca şaşkınlığını gizleyememiş ve adama dönerek
– Ah! demiş…
Ben de onu anlatacak dil, sen de onu yapacak yürek var demiş…