İnsan gözü, her saniye milyonlarca işlemin gerçekleştiği ve insan vücudunda hücreleri yenilenemeyen tek uzvudur. İnsan bu sebeple neye ne biçimde baktığına çok dikkat etmelidir. Malın zekatı olduğu gibi vücudumuzda bulunan uzuvlarımızında zekatları vardır. Gözün zekatı yeryüzünde bulunan hikmet ve güzelliklere bakarak Allah’a tefekkür etmektir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur: ‘O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.’(67/3-4)

İnsan vücudunda görme işlemi aslında göz ile değil beyinle gerçekleşir. Varlıklardan göze gelen ışınlar çeşitli yollardan geçerek beynin görme merkezinde değerlendirilir ve karşımıza net bir görüntü çıkar. İnsan gözü ile dünyaya, kalbi ile ahirete nazar eder. Göz yapay ve yapmacık güzelliklere, kalp ise gerçek güzelliklere düşkündür.

İnsan gökyüzüne tefekkür dolu bakışlarla baktığında görme işlemi kalbe iletilir. Diğer türlü sadece bakmaktan ileriye gidilmez. Rabbimiz, göğe tefekkür ile bakmamızı sağlayacak ayetlerle bize bunun mümkün olacağını göstermiştir.

Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde, Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır. ( 6/10)

Allah’ın gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. 14/19

Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O halde nasıl(haktan) döndürülüyorlar? 29/61