Müslüman bir kul, dünyanın geçici, ahiret hayatının ise ebedi olduğunun bilinci içerisinde zaman hazinesinin en güzel biçimde değerlendirmelidir. Dünyanın sadece çalışılıp hasat ekileceği bir tarla hükmünde olduğunu, iyi ve kötü mahsulünde ahiret yurdunda toplanacağı unutulmaması gereken bir gerçektir. Bu gerçeğin farkında olan bir Müslüman için boşa geçireceği bir dakikası bile olmamalıdır. Aksine bizler bu hakikatlerin bilincinde olup uygulama safhasında zaaf göstermekteyiz. Bunun için bilmek yeterli değil uygulamak için harekete geçmek gerekir.

İbrahim bin Edhem Hazretleri’ne bir gün: ‘ Yapılan dualarımız neden kabul olmuyor?’ diye sorulur. İbrahim bin Edhem Hazretleri ise şu cevabı verir:
‘Şundan dolayı kabul olmaz,
-Cenâb-ı Hakkʼı bilirsiniz, buyruğunu tutmazsınız.
–Peygamberʼi bilirsiniz, sünnetleriniuygulamazsınız
–Kurʼân okursunuz, ama amel etmezsiniz.
–Hak Teâlâʼnın nîmetlerini yersiniz, lakin şükretmezsiniz.
–Cennetʼi bilirsiniz, onu istemesini bilmezsiniz.
–Cehennem vardır dersiniz, ondan lâyıkıyla sakınmazsınız.
–Ölüm vardır dersiniz, ölüme hazırlanmazsınız.
–Ölülerinizi kendi elinizle kabre koyarsınız da bundan ibret almazsınız.

Bu kadar fenâlıkla duânız nasıl kabul olsun?!”
Demek oluyor ki bilmek yeterli değil, ihlas ile amel etmek gerekmektedir. Çaba etmeden hayırlı bir sonuca ulaşmayı beklemek, zahmet içine girmeden rahmet beklentisinde olmak insana fayda vermeyecek olan beklentilerdir.