Kutsal topraklarda bulunan Kabe'nin güneydoğu köşesinde, etrafının çerceveletilip korunduğu Hacer'ül Esved taşı İslam dininde kutsal bir taş sayılıyor. Hacer'ül Esved taşı, cahiliye dönemi Arapları tarafındanda kutsal bir taş niteliğini taşıyordu. Bir saygınlık ve kutsiyeti bulunan bu taş, hac sırasında Peygamber Efendimiz (s.a.v) tarafından öpülmesi üzerine sünnet haline gelmiştir. Ümmeti onun izinden giderek bu taşa karşı sevgi beslemiş ve öpmek için Kabe tavafında birbirleriyle yarışmaktadır. Kabe'yi inşaa eden Hz. İbrahim (a.s)'dan sonra bu taş yüzyılar boyunca kutsallığını korumuştur. Hz. İbrahim (a.s), Allah'ın emri ile Kabe'yi inşaa etmeye başladığında cennetten bir parça taş olan Hacer'ül Esved taşı ilk dönemlerinde parlak nurlu bir taş idi. Zamanla insanların ona dokunmasıyla birlikte karardığına inanılan taş, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'in hadisinde şu şekilde geçmektedir ''Hacer'ül Esved, cennettendir''.

Müslüman aleminin kutsal ibadet yeri olan Kabe, zamanla yapılan savaşlar olsun, doğal afetler olsun tahrip olmuştur. Bu olaylar sırasında Hacer'ül Esved taşıda zarar görmüş ve parçalanmıştır. Zamanla kopan bu parçalar, Osmanlı Devleti zamanında, Kanun-i Sultan Süleyman tarafından İstanbul'a getirtilmiştir. Getirilen bu parçalardan 4 tanesi, Mimar Sinan tarafından, İstanbul Kadırga'da 1571 yılında Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa'nın adıyla eşi tarafından yaptırılan Sokullu Mehmet Paşa Cami'sine koyulmuştur. Bu kutsal parçalar, caminin giriş kapısının üzerinde, mihrabın üst kısmında, minbere giriş kapısının üzerinde dördüncüsü ise minber kubbesinin altında buluınmaktadır.