İslamiyet, bir bütün olarak hayatın her alanını kapsar. Bu nedenle vatan ve devlet anlayışını belirli sınırlar içerisinde değerlendirmiştir.
İnsanın sahip olduğu eve yahut malına teşebbüs edildiği vakit, onu korumak ve kendini müdafaa etmek dinimizin emirlerindendir. Bu yolda ölse şehit olur. Vatan ise bütün Müslümanların ortak evidir. Onu korumak ve muhafaza etmek ise Müslümanların birlikte yerine getireceği görevlerdendir.

Peygamber Efendimiz (asm) Medine’ye hicret edince, orada bulunan Yahudilerle bir anlaşma yapmıştır. Bu anlaşmada yer alan önemli hususlardan biri de"vatanları olan Medine’ye bir saldırı olursa beraber savunma yapacakları" konusuydu. Demek ki vatanımızı korumak için gayri müslimlerle bile anlaşılabilir ve vatan ne pahasına olursa olsun korunması gerekir.
Bir Müslüman dinini, namusunu, canını ve malını vatan ve devletiyle korur. Vatanına bir Müslüman devlet bile hücum etse onu koruması dininin emirlerindendir.

Yerler ve zamanlar, içinde bulunan insanlar ve yapılan icraatlara bakılarak değerlendirilir. Bundan dolayı İslam dinine mensup olan bu ülkenin, bu toprakların ve içindekilerin muhafaza edilmesi ve devam etmesi noktasından vatan, bayrak ve devletin varlığını zorunlu kılmaktadır. Bir takım din adamları “Vatan sevgisi imandandır.” sözünün mevzu olduğunu ifade etseler de manasının doğru olduğu anlamına gelmektedir.