AZ YEMEK

Lokman -aleyhisselâm- şöyle demiştir:
“Mide (fazla) dolarsa, tefekkür uykuya dalar. Âzâlar da ibadetten geri kalır!”
Tasavvufta nefsi terbiye edip rûhu inkişâf ettirme yoluna girebilmenin en mühim düsturlarından üçü;

1) Az yemek,
2) Az uyumak,
3) Az konuşmaktır.

Lokman Hakîmʼin bu nasihatiyle dikkat çektiği az yemek, bütün peygamberlerin, sahâbenin, evliyâullâhʼın ve sâlih kulların sürekliş yaptıkları işlerdendir. Şimdilerde çoğu hastalık ve buhranların nedeni olan ve nice azgınlık ve taşkınlıkların meydana gelmesini sebep olan oburluk, yeme-içmede israf ve her canının çektiğini yemek; takvâ ehli sâlih insanların bilmediği bir hayattır.
Vücudu aşırı beslemek, insanın kalbine kasvet verdiği gibi kalbi hantallaştırır, nefsâniyeti azdırır, rûhâniyeti yaralar, tefekkürün aksamasına neden olur. Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır:
“…Biz, acıkmadıkça yemeyen bir kavmiz. Yediğimiz zaman da doyuncaya kadar yemeyiz.” (Halebî, İnsânu’l-Uyûn, III, 299)

AZ UYUMAK

Lokman -aleyhisselâm- söyle demiştir:
“Ey oğlum! Horoz senden daha akıllı olmasın! O her sabah, zikir ve tesbîh ediyor, sen ise uyuyorsun!”

Lokman Hakîm bu nasihatinde de az uyumanın üzerine dikkatleri çekiyor.
Yüce Allah insanlara bir îkaz vesîlesi olsun diye, birçok hayvanâtı bile gecenin en feyizli vakti olan seherlerde uyandırıyor. Ahsen-i takvîm olarak yaratılıp mahlûkâ¬tın en şereflisi kılınan insanoğlunun bu vakitten mahrum kalması ne kötüdür.
Seher vakitleri, zihnin ve kalbin berrak; idrak ve ifâdenin keskin; hâfızanın kuvvetli; mânevî yollarda ilerlemenin sür’atli olduğu müstesnâ zamanlardır.

AZ KONUŞMAK

Lokman -aleyhisselâm- buyurur:

“Yavrucuğum! Sükût ettiğim için aslâ pişman olmadım. Söz gümüşse sükût altındır.”
“Sükût, hikmettir; ancak yapanı az bulunur.”

Lokman Hakîm bu nasihatinde de az konuşmak düstûruna dikkat çekmektedir.
Sükût; âlimlerin süsü, câhillerin örtüsüdür. Sükût zırhına bürünen insan, pek çok tehlikeden korunmuş olur. Bilhassa haset ehlinin zehir saçan nazarlarından kurtulur. Bu itibarla insan çok konuşmak yerine, bol bol iyi ameller işlemeli, hayırlı ve güzel işlerde bulunmalıdır. Yoksa bol bol konuşup da yapacağı güzel şeyleri anlatmaktan, onları yapmaya fırsat bulamayan bir insan, derin bir gaflet ve aldanış içerisinde bulur kendisini.