Devrimizde, İslâmî yayma çabalarında; îtikādî, fikrî ve amelî aşırılıklara sahip kişilerde tebliğ sahasında faaliyet göstererek, insanları ne yazık ki yanlış yollara sürüklemektedirler.

Bu hususta, Ebu’l-Hasan Harakānî Hazretleri şöyle demiştir:
“İki kişinin dinde çıkardığı fitneyi şeytan bile çıkaramaz. Bunlardan uzak durun :

1. Ham ve cahil sofu!

Cahil insan, Kur’ân ve Sünnet’in temellerini bilmediğinden, altyapısı boş olduğu için, keyfî ve kaba saba işlerin içerisinde yer alır. Usûl ve erkân bilmeyen bu kişiler, tebliğin gerektirdiği basîretten de mahrum kalmışlardır. Bu şekilde yaptığı tebliğde insanlara fayda vermekten çok onları zarara sokarlar.

2. Dünya hırsına mağlûp, (tezkiye görmemiş, mağrur, muhteris) âlim

Yüce Allah Cuma Sûresi’nde böyle ilmiyle âmil olmayan âlimler hakkında; ‘kitap yüklü merkepler!’ ifadesini kullanmıştır. Diğer bir âyette ise ;

‘Az bir dünyalık karşısında, Allâh’ın âyetlerini satanlara yazıklar olsun!’ (Bkz. el-Bakara, 79, 174; Âl-i İmrân, 77, 187; et-Tevbe, 9) diye buyurmuştur.

Böyle âlimler; dînî esasları menfaatlerine göre açıklarlar. Kendi çıkarları için doğru yollarını ve ilâhî hakikatleri değiştirmeye çalışırlar.
Bu sebeple; tebliğ ve emr-i bi’l-mârufta öncelik insanın önce kendisini dosdoğru bir şekilde tezkiye etmesidir, bu yok üzere ikinci madde istikametinde kalplerin fethine gönül vermesidir.