Osmanlı Devleti’nin uzun yıllar boyunca ayakta durup devamlılığını sağlayan ahlak, iman ve bu özelliklerin bir sonucu olan mükemmel toplumsal yapının manevi kaynağı muhakkak Kur’an-ı Kerim ve Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in sünneti seniyyesidir. Sahabe devrinden sonra İslam tarihi en güzel dönemlerini Osmanlı Devleti zamanında yaşamıştır. Padişahından, işçisine kadar her insanın Allah ve peygamber sevgisini yaşayarak göstermeleri imanın en güzel örneklerindendir. Osmanlı Devleti’nin sağlam toplumsal yapısı bütün Avrupalı Devletler tarafından da ilgi odağı olmuştu. Ecdadımızı kıymetli ve değerli kılan meziyetlere dair batılı gözlemcilerden birkaç örnek:

Corneille Le Bruyn: ‘Türkler’in hayır ve hasenada Hristiyanlardan çok fazla ilgili olduklarını kabul etmemiz lazım. Osmanlı topraklarında hayır ve vakıfların çok fazla olması, dilencilerin de bir o kadar az olmasını sağlamıştır. Osmanlı’da dilenciler yok denilecek kadar az bir sayıdaydı.’

Mouradgea d’Ohsson: ‘Müslüman Türkler sözlerine pek sadıklardır. Allah’ın isimlerini ağızlarından düşürmezler ve söz verdiklerinde Allah’ı şahid tutmaktan başka bir şeye lüzum görmezler.’

Henri Mathieu: ‘Türklerde son derece öenmli bir değer olan namus ve ahlak anlayışından söz etmezsek haksızlık ederiz. Türkler, doğru olmayı iyi bilen ve sözlerinde son derece güvenilir insanlardır.’

Dr. A. Brayer: ‘Osmanlı çocukları büyüyüp birer yetişkin olduklarında anne ve babalarının yanında kalmaktan gurur duyarlar. Küçükken kendilerine gösterilen merhameti ve şefkati aynı şekilde büyüklerine gösterirler’

Guer: ‘Türklerin son derece fazla olan şefkatinden hayvanlarda nasibini alıyor. Bu konuda gerekli vakıflar kurulmuştur. Çalışanlar sokaktaki kedi ve köpeklere ciğer dağıtmakla görevlendirilmişlerdir.’

Corneille Le Bruyn: ‘ Türklerin iyiliği sadece insanlara karşı değildir, onlar kuşlara bile yardım ve iyilikte bulunurlar. Pazarlarda satılan kuşları alarak azad ederler.’

Dr. A. Brayer: ‘Osmanlılar o kadar ince bir ruha sahipti ki gelen her misafirlerine Hak misafiri kabul ederler ve nimet nazarı ile bakarlardı. Misafire canla başla hizmet ederler, hiçbir masraf yaptırmazlardı.’

Bertrandon de la Broquiere: ‘Türkler birbirlerine karşı sonderece saygılı insanlardı.Onları çoğu kez yemek yerken yanlarından geçen yoksul kimselere yemeklerinden verirlerdi. Bu bizim hiç yapmadığımız bir adetti.’