Yüce Rabbimiz kulları için sayısız nimetler ve rızıklar lütfetmiştir. Müslümanlar olarak bu nimetlerin karşılığında Allah’ın isimlerini anarak zikretmek ve şükür hali içerisinde bulunmak kulun Rabbbine karşı görevlerinden birisidir. Yaratılan tüm varlıklar Rabbine kullukta bulunsa O’nun şanını küçücük bir parça bile arttıramazken, yine tüm varlılar kendisine isyan halinde bulunsa O’nun şanına zerre kadar eksiklik gelmez. Yüce Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı gibi kullarının kendisine karşı yapılan ibadetlerine de ihtiyacı yoktur. Ancak kullar, Rabbinin rızalarını kazanabilmek için salih ve temiz niyetlerle ibadet etmeye ve O’na yaklaşmaya ihtiyaç duyarız.

Kulun üzerine düşen görev, ibadetlerini en güzel şekilde yerine getirmek, kabul edilip edilmeyeceğini Allah’ın takdirine bırakmaktır. Kulun kendi ibadetlerine kendisinin hüküm vermesi haddini aşması olarak kabul edilir. Bu husus kulluk edebine aykırı bir durum tescil eder. Müslümanlara düşen elinden geldiği kadar güzel ve salih niyetlerle ibadetlerinin yerine getirmek, hatasıyla eksiğiyle olsa da amellerimizi mutlaka yerine getirmektir. Ardından Cenab-ı Hak’tan kusurlarımız ve günahlarımız için af dilemeliyiz. Şeytanın ibadetlerimizin kabul olmadığı düşüncesine kapılmamalıyız. Yüce Allah merhametlilerin en merhametlisidir.