25 Kasım 2017
  • İstanbul 14°
  • Ankara
  • İzmir 12°
İmsak 06:22
Güneş 07:53
Öğle 12:57
İkindi 15:25
Akşam 17:49
Yatsı 19:13
BIST0
Dolar3.9471
Euro4.7119
Altın163.4976

Körlük ve Aydınlık: Dil

Hasan Sarı
07 Kasım 2017 Salı 12:02

Bir sabah uyandığımızda kimsenin gözlerinin görmediği bir güne başlasak hayat nasıl olurdu acaba? Saate bakamayacağımızdan havanın aydınlanıp aydınlanmadığını bilemezdik. Önümüzü göremez, yönümüzü tayin edemezdik. Derin bir karanlığın içinde yaşamak zorunda kalırdık.

 

Körlerin yaşadığı bir toplumda işler nasıl işler?

Toplumsal yapının sürekliliği ve kolaylığı için geliştirilen sistemlerde çalışan yönetici, şef, işçi ve meslek sahiplerinin de kör olacağını düşünürsek bütün mevcut sistemlerin çökeceğini söyleyebiliriz. Her muhalif söylemin ‘değiştireceğiz’ diye bahsettiği her nevi sistem kendiliğinden çökerdi.

 

Barajlarda çalışanlar işlerini yapamaz ve bir müddet sonra elektrikler kesilir. Elektrik olmayınca su şebeke sistemi de çöker. Çöpler toplanamaz ve koca şehir hastalıklara gebe kalır. Hastaneler kapanır, postaneler çalışamaz, iletişim ağları çöker, ulaşım durur. Bir müddet sonra insanlar açlıktan ölmemek için marketleri yağmalamaya başlar. Kimse bir parça ekmek için bir başkasına zarar vermeye çekinmez. Gözleri gören hakimler olmayacağı için artık mahkemeler kurulmaz ve kanunlar da uygulanmaz. Kanunlar uygulanmayacaksa polise ve askere gerek kalmaz. Hem onlar da kördür ve aç kalmamak için bir şekilde yiyecek temin etmeleri gerekir.

 

Evinden dışarı çıkanlar evlerinin yolunu bulamaz. İnsanlar ihtiyaçlarını gidermek için evleri yağmalamaya başlar. Kimse kimseyi göremeyeceğinden isteyen istediğini yapabilme özgürlüğünü elde eder. Belki birileri bu hal içinde bir sistem kurmayı başarır ve körler ülkesinin sultanı olur. Ama bu kadar kör insanı kontrol etmek için bu duruma uygun bir silah yada güç geliştireceği  kesindir.

 

Böyle bir kör dünyaya uyanmamayı temenni ederiz. Ama fiziksel körlükten başka bir de zihinsel körlük var ki yukarıdaki manzarayı aratmaz.

 

Mekanikleşmiş bir toplum ile değerler yerine satış ve kârın önemsendiği bir toplum zihnen körleşmiş sayılır. Esasında bu topluma toplum demek ne kadar doğru olur?

 

Böylesine mekanikleşmiş toplumda insani ilişkiler adeta bilgisayar programlarına dönüşür. İlişkiler ‘etki-tepki’ üzerine kurulur. İmaj, değerlerin yerine geçerek kültürel birikimi de yerle bir eder. Bu tip bir toplumu değiştirmek için eğitim yoluyla çeşitli denemeler yapılır. Ama toplumu değiştirmekten daha da önemlisi ona tahammül etmek ve orada yaşamaktır.

 

Zihinsel körleşmeye karşı bireysel bir savunma olan ‘tahammül’ eğitimden de öte bir inanç meselesidir. Eğitim, kültürel-ideolojik ve teknik olarak temelde iki zeminde uygulanır. İnanç ise iyi-kötü, doğru-yanlış, ahlâki-ahlâksız ve helal-haram eksenlerinde esasta tek boyutta toplanır.

 

Şayet yukarıda bahsettiğimiz kör toplumda insanlar, nasılsa kimse görmüyor diye hayatta kalmak için her yolu mübah seçmeseler, ne yaparlardı? Galiba öncelikle görmeyen gözlerinin yerine görecek bir iletişim ağı kurarlardı. Bu da sanırım ‘dil’ olurdu. Evet, dil ile kurulacak bir sistem o toplumun hukukunu, yönetimini, adaletini, düzenini, namusunu, canını ve malını her yönüyle koruyacak ve yaşatacak bir değere sahip olurdu.

 

Belki de bugün, tarihte bir yerlerde kaybettiğimiz, tüm yaratıcı değer ve özelliklerimizi hayata çıkaracak bir dil anlayışına ihtiyacımız var. Varlığımız ile köklerimiz arasında canlı bir dokunuşu kuracak olan dil, zihinsel aydınlanmamızı da sağlayacaktır.

 

Bu bir ütopya mıdır? Hayır.

Yoksa bir hayalden mi bahsettik? Hayır.

Belki de iyi niyet belirttik! Yine hayır. Neden mi? Anadolu’da bir kımıldanma var. Genç kalemler dergiler çıkarıyor, okuma günleri tertipliyor, kelime çalışıyor, edebiyat ile felsefeyi seviyor ve hatta zihinleri körleştiren tüm ezberleri tersten okumaya başlıyor.

 

Düşünsenize, bir de bu insanlara hala gözleri gören ustaların el uzattığını…

Facebook Yorumları

Yorum Yaz

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.