17 Aralık 2017
  • İstanbul 16°
  • Ankara 10°
  • Izmir 17°
İmsak 06:43
Güneş 08:16
Öğle 13:07
İkindi 15:24
Akşam 17:45
Yatsı 19:12
BIST0
Dolar3.8685
Euro4.5492
Altın156.2140

Kim Engelli Kim Değil, Kim Kör Kim Görüyor?

Uğur Şen Bayrak
16 Mayıs 2017 Salı 19:02
İçeriği anlamı idrakiyle çok özel bir haftanın içindeyiz: Engelliler Haftası... 10 Mayıs ile 16 Mayıs arasında, Birleşmiş Milletler'e üye 156 ülkede aynı tarihlerde kutlanan her açıdan çok özel bir hafta... Engelliler Haftası boyunca; yıl boyunca eğer bizzat yaşamıyorsak veya bir yakınımızda engellilik sorunu yoksa gözardı ettiğimiz engelliliğin önlenmesi ve engellilerin eğitimi konusu üstünde duruluyor. Radyo ve televizyonda konu ile ilgili programlar yayınlanıyor. Okullarda her gün ayrı bir engellilik konusu işle­niyor.


Engelliler Haftası boyunca, Engellileri Koruma Millî Koordinasyonu Kurulu tarafından kararlaştırıldığı üzere her gün ayrı bir sakatlık konusu işleniyor.
10 Mayıs günü Engelliler Haftası'nın açılışı yapılıyor. 11 Mayıs Görmeyenler Günü, 12 Mayıs İşitme ve Konuşma Engellileri Günü, 13 Mayıs Ortopedik Özürlüler Günü, 14 Mayıs Zeka ve Ruhsal Özürlüler Günü, 15 Mayıs Güçsüz Yaşlılar ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar Günü olarak değerlendiriliyor. 16 Mayıs günü ise Engelliler Haftası'nın genel değerlendirmesi yapılıyor.


“Engellilik” kelimesi doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yetilerini çeşitli derecelerde kaybetmiş, normal yaşamın gereklerine uyamama olarak tanımlanıyor. Engelliliğin nedenleri araştırıldığında, büyük çoğunluğunun önlenebilir nedenler olduğu görülmekte. Genetik etkenler, akraba evliliği, gebelik sırasında yaşanan sorunlar (hastalıklar, ilaç kullanımı, radyasyona maruz kalmak, alkol ve madde kullanımı, beslenme bozuklukları) gibi sorunlar sonradan oluşan engellilikte önlenebilir süreçlerdir.


Engellilerimizin çok büyük bir kısmı toplumdan soyutlanmış bir şekilde hayatlarını sürdürmek zorunda kalıyor. Bu durum, gelişmiş bir toplum olmayı hedefleyen Türkiye'nin önemli bir yarası... Engelli vatandaşlarımızı toplumun her kesiminde görmek, onları üreten bireyler haline getirmek bugün onlar için yapılması gereken en öncelikli işlerimizden biri ama her birimiz bir birey olarak bu yaramıza ne kadar melhem olma gayretindeyiz, işte orası tartışılır...


Genel olarak yaptığımız ise engelli bir insan gördüğümüzde ona acımak, onu aciz görmek, ki bu algımız ve tepkimiz hem ona hem de tüm insanlığa karşı yapılmış büyük bir saygısızlık.. Öncelikle yarınlarımızın ne getireceğini bilmemenin bilinciyle, her sağlıklı insanın bir engelli adayı olduğunu unutmamamız gerekiyor ama unutuyoruz. Oysa insan doğuştan bazı engellerle dünyaya gelebileceği gibi kaza, hastalık gibi sebeplerden dolayı da sapasağlam bir insanken hayatının geri kalanında engelli olabiliyor. Ancak burada önemli olan, engelin nasıl ya da ne boyutta ortaya çıktığı değil, asıl önemli olan, sağlıklı insanların zihinlerindeki engelleri ortadan kaldırıp onların engellilerle birlikte dünyayı daha yaşanabilir hale getirme çabasına girebilmesini sağlamak...


Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:
-Buraların yabancısıyım,parkın hemen yanıbaşındaki fırını arıyorum.Çok yakın olduğunu söylediler demiş.
Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra: -Ben de buraya ilk defa geliyorum ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor sanırım diye cevaplamış. Adam çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını merak etmiş elbette..
Çocuk: -Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
-İyi ama bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malum? diye sorunca adam
Çocuk: -Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez.Üstelik,manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyacaksınız diyerek cevaplamış.
Adam gitgide artan merakıyla çocuğun söylediklerine kulak asarak gözlerini hafifçe kısmış ve derin bir soluk aldığında gerçekten de manolyaların ve ekmeklerin kokusunu alabilmiş.


Adam şaşkınlıkla çocuğa bakarken, cebinden bir kağıt para çıkartıp yardımından dolayı teşekkür etmek istemiş.. ve o anda çocuğun boşluğa gözlerini diktiğini görünce farketmiş onun kör olduğunu.
Çocuk ise konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendi engelini farkettiğini.. Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken: -Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş. Görmeyi o kadar özledim ki. Ama sizin gözleriniz sağlam öyle değil mi? diye sormuş.


Adam nemli gözlerle çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken, duyulur duyulmaz bir sesle mırıldanmış: -Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür..


Şimdi kim engelli kim değil, kim kör kim görüyor dersiniz?..

Facebook Yorumları

Yorum Yaz

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.