Bu alanda yürütülen projeleri organize eden Prof. Dr. Osman Eğri'nin itibarsızlaştırmaya çalıştığı Prof. Dr. Nadim Macit, ABD kökenli düşünce kuruluşu RAND'ın raporlarında FETÖ'nün “Ilımlı İslam projesi” olarak inşa edildiğini, alevi kökenli vatandaşlara yönelik faaliyetlerin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Gerçek Hayat Dergisi, FETÖ'nün Aleviler üzerinden gerçekleştirmeye çalıştığı hain planı açıklıyor.

AYÇA ÖRER

“Çocuklarımız ateist oluyor. Çocuklarımızı sokaktan kurtarmak istiyoruz. Onları bir çatının altında, bir pir-i mürşidin huzurunda, görgüden, erkândan geçerken, ikrar verirken, dar çekerken görmek istiyoruz. Kur'an ayetlerini dinlesin, salavatlara iştirak etsin istiyoruz. Cemevlerimize bir statü verilmezse, sahip çıkılmazsa bizim çocuğumuza kim sahip çıkacak?"

Bu sözler, 2013 yılında Stuttgart'ta “Kuran'ın boyası Ehli Beyt'in mayası" programına katılan Osman Eğri'ye ait. O dönem Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı olan ilahiyatçı Profesör Doktor Osman Eğri sık sık Alevileri kapsayan faaliyetlere imza atıyor, Alevi derneklerinin kurulmasına ön ayak olduğu gibi, Alevi dedelerini Pensilvanya'ya götürme çabalarıyla adını duyuruyor.

Almanya, ABD ve Belçika'da yaptığı toplantılarla gündeme gelen Eğri'nin önayak olmasıyla 2008'de Çorum'un Alevi mahallelerinden birine dikilen Hacı Bektaş Veli heykeli, o dönemin Alevi kurumlarınca hayretle karşılanmış. 19 Ocak 2008'de yerel gazete Dost Haber'de çıkan yazıya bakalım:

“Çorum'daki bazı gelişmeler Çorum halkını şaşırtıyor. Çorum'a bir Hacı Bektaş Veli heykeli dikildi bir-iki gün önce... Buraya kadar her şey normal. Ama heykelin parasını Kültür Bakanlığı ve Çorum Belediyesi karşılamış. 'Bakanlık, sonuçta hepimizin bakanlığı; belediye de sonuçta Çorumluların belediyesidir' denilip bunlar da kabul edilebilir.

Konuşmacılar da 4 kişi. Biri AKP'li Kültür Bakanı Ertuğrul Günay. Diğeri de AKP'li Belediye Başkanı Turan Atlamaz. Heykele yaptıkları katkılardan dolayı konuşmaları da normal gelebilir. Ardından HBV Genel Başkanı Ercan Geçmez konuşacak. Ama törende Alevilerin temsilcisi kimliğini taşıyan Ercan Geçmez'den önce konuşma sırasında bir kişi daha var. Kim mi bu kişi? Osman Eğri ismi size tanıdık gelebilir.

Fetullah Gülen'e yakınlığı bilinen Abant Platformu'nun önemli isimleri arasında yer almıştı geçtiğimiz yıl. Kendisi bir İlahiyatçı. Bakan, Belediye Başkanı'nın ardından ve Hacı Bektaş Vakfı Genel Başkanı'ndan önce söz verilmiş kendisine, konuşmacı olarak. Hangi sıfatla olduğu bilinmiyor. 3 ismin dışındaki diğer konuşmacı Osman Eğri.

Ülkede yüzlerce öğretim üyesi var. İlahiyatçı konuşmacı gerekiyorsa yüzlerce de ilahiyatçı var. Doçent olması gerekiyorsa da yine binlerce doçent var. Osman Eğri ismi neden özellikle seçilmiş bilinmiyor. Geçtiğimiz yıl; Fetullah Gülen'e yakın olduğu iddia edilen akademisyenlerin Abant Platformu'nda yaptığı 'Alevi' toplantısında etkin olduğu için mi?

Törende Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez; son olarak konuşabildi. Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Dernekleri Genel Başkanı Tekin Özdil seyirci olarak katıldı. Alevilerin en önemli inanç önderlerinden Hacıbektaş Dergahı postnişini Veliyettin Ulusoy protokolde izleyici bölümünde oturdu. Ama bir İlahiyat Fakültesi doçenti çıkıp yüzlerce Alevi'ye seslendi."

FETÖ yabancıların Türkiye ortağıydı

Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) ilişkin çok sayıda kitap ve makale yazan Prof. Dr. Nadim Macit, Çorum'da yaşadığı dönemde Osman Eğri ve arkadaşlarının itibarsızlaştırma girişimlerine maruz kalmış bir isim.

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Macit, İslam kelamı üzerine çalıştığını, 1990'dan sonra uluslararası stratejide dinin ve kültürün yeri üzerine çalışırken RAND Corporation gibi strateji araştırma merkezlerinin raporlarında Fetullahçı Terör Örgütü'ne ilişkin değerlendirmeler gördüğünü söylüyor:

“Bütün İslam coğrafyasında değişiklik yapmaya çalışıyorlar. Türkiye üzerine faaliyet gösteren istihbarat kuruluşları, İslam coğrafyasındaki ortaklarını zikrederken, FETÖ'nün ismi geçiyordu. Bu önerilen strateji Türkiye'de muhafazakâr İslam'ın, burada kastedilen Erbakan geleneğidir, tasfiye edilmesini öngörüyordu. Diğer hedefleri radikal hareketlerin yanlışlarının ve suçlarının deşifresi; ılımlı hareketin bütün söylemlerinin desteklenmesi; laik çevrelerin iyice politize edilmesi ve tamamen laik safa ilerletilmesi; milliyetçi kesimi kapsamak için İslam öncesi tarihe atıf yapılmasıydı. O dönemde denk geldiğim bir diğer belge ılımlı İslam ağına ilişkindi. Bu raporların tarihi 1996- 1998. Bunu görünce bunun hayra alamet olmadığını, radikal hareketler kadar problem olduğunu, stratejik bir araç için kullanılacağını yazdım. Burada kastedilen ılımlı İslam ya da ayarlı İslam, İslam coğrafyasındaki toplumları dönüştürme projesiydi. Bu yapının elemanları bir taraftan Aleviliği dönüştürme, bir yanda da muhafazakâr İslam'ı dışlayarak marjinalleştirme hedefi taşıyordu. Bu Türkiye üzerinde kurgulanan bir projedir. Şimdi biz Graham Fuller'e bakarak bu yapıyı anlamaya çalışıyoruz ama burada çok ciddi bir kadro çalıştı. Bu belgelerde 'İslam coğrafyasında en önemli ideolojik eylem İslam'dır' deniyordu. Bunun manası 'Biz dönüştürme politikalarımızı İslam üzerinden gerçekleştireceğiz demek'. İslam'ı İslam'la maskelemeye çalıştılar."

Eğri FETÖ'nün demirbaşıydı

Çorum'da yaşadığı dönemde Osman Eğri ve ekibinin kendisini Müslüman düşmanı diye lanse etmeye çalıştığını söyleyen Macit, “Bahsettiğiniz kişi bu yapının demirbaş elemanıdır" diyor. Macit Dekan olduğu dönemde sık sık ABD'ye giden Eğri hakkında bu ziyaretlerinin kontrolü ve tespiti için resmi bir yazı yazarak Emniyet Genel Müdürlüğü'nden bilgi talebinde bulunduğunu vurguluyor:

“Emniyet Genel Müdürlüğü'ne yazı yazmama rağmen, cevap vermedikleri gibi, bizi de Ergenekon vesaire gibi olmadık şeylerle suçlayarak, bu kişiyi sürekli temize çıkardılar. Bütün mücadelemize rağmen gücümüz de yetmedi. İsmi Osman olduğu halde, Alevi rolüne giren bu isim, Nevval Sevindi'nin Gülen'le yaptığı röportaja bakınca Alevi projesinin başındaydı. Alevi'yi Alevi kimliğiyle kabul etmiyorlardı, onlara yeni bir benlik inşa etmeye çalışıyorlardı. Fakir Alevi çocuklarını getirip kendi yurtlarında yetiştirerek bir benlik inşa etmeye dayanıyordu. Aleviler o dönemde bu projeyi 'Sünnileştirme projesi' diye eleştirdiler ama aslında olan Alevileri FETÖ'laştırma projesiydi."

Macit kitaplarının, makalelerinin, konuşmalarının bir süre sonra sıkıntı olmaya başladığını anlatıyor, “Ailem ve çocuklarım üzerine baskılar oluştu" diyor.

Verdiği bir örnek de bu baskıları doğrular nitelikte:

“Bir gün arkadaşımın arabasında otururken etrafı polisler sardı. İlahiyatçıyım, eroin nedir bilmem, görsem bile tanımam, böyle olduğu halde arabamda eroin araması yapıldı. Bu bir mesajdı, bize bir tehditti. 'Konuşmaya eğer devam edersen arabana eroin koyup sonra tuzaklarız' demekti. Böyle bir tuzağa düşmemek için arabamı sattım. Yaklaşık 3 yıl araba kullanmadım. Görev yaptığım ilahiyat fakültesinden ayrılma ihtiyacı hissettim. Çünkü aleyhimde 'Müslüman düşmanı, İslam düşmanı' dediler. Aşağılamalara muhatap oldum."