Güvenlik güçleri tarafından yapılan değerlendirmede, 2015'in Aralık ayında başlatılan operasyonlardan önce Kandil başta olmak üzere Irak'ın kuzeyi ve yurt içindeki hedeflere yönelik hava harekatlarının örgütü baskı altına aldığı kaydedildi.

İkiyaka dağları ve Doski Vadisi'nde örgütün çok miktarda zayiat verdiği belirtilen değerlendirmede, Irak kuzeyindeki lojistik tesisleri, silah ve mühimmat depoları, barınma alanları, sığınakları, yer üstü ağır silah mevzileri yüzde 80-85 oranında imha edilerek, örgütün Irak'ın kuzeyinde adeta felç edildiğine vurgu yapıldı.

Örgütün lojistik ikmalinin çoğunun Suriye kuzeyindeki PYD/YPG unsurları üzerinden Irak'ın kuzeyine taşımasına rağmen hava taarruzları nedeniyle beklediklerini bulamadıklarının altı çizildi.

- Çok güvendikleri plan suya düştü

Sadece jandarma ve polis güçlerinin kendilerine müdahale edeceğini ve çok zayiat verdireceğini düşünen örgütün, TSK'nın da içinde bulunduğu organize, müşterek operasyonlarla bu çok güvendikleri planlarının, hazırlıklarının suya düştüğü ifade edildi.

Bununla birlikte gerçekleştirilen operasyonların, tüm güvenlik kuvvetlerinin ilgili unsurlarının kaynaşmasına, iş birliği içinde güzel bir sinerji oluşturmalarına ve karşılıklı dayanışmalarına sebep olduğu vurgulanan değerlendirmede şunlar kaydedildi:

"Dünyada ve ülkemizde bundan sonraki gelişmelere bakıldığında, dünya liderliğine soyunmuş ülkeler, menfaat elde edecekleri bölge ve ülkelerde taşeron terör örgütlerini özellikle o ülkelerin şehirlerinde bir baskı ve yıpratma aracı olarak kullanacaklardır. Bu yolla hem bu ülkeleri kendilerine mecbur hale getirme yoluna gidecekler hem de sınırsızca ürettikleri silah ve mühimmata yeni pazarlar elde edeceklerdir. İşte buradan hareketle Türkiye'nin dolayısıyla güvenlik kuvvetlerimizin bu dönemde pek de aşina olmadıkları bu savaş türüne mecbur da olsa girmiş olmaları, şehitlerimize, yaşanan ve yaşanmakta olan acılara rağmen bu yönde önemli bir tecrübe kazanımına yol açmıştır."

Değerlendirmede ayrıca, bölgede örgüte yakın ve büyük gelir sağlayan "uyuşturucu baronları" gibi gelir kapılarının da büyük darbe yediği tespitine yer verildi.

Terör örgütünün halkı canlı kalkan olarak kullanma girişimlerinin hezimetle sonuçlandığına işaret edilerek, buna karşın güvenlik kuvvetlerinin vatandaşların emniyetli bir şekilde tehlikeli bölgelerden tahliyesini sağladığı, bu nedenle halkın büyük oranda sevgisini kazandığı belirtildi. Terör örgütünün, güvenlik kuvvetlerine zayiat verdirmek adına binaları çökertmeleri, evleri ve mahalleri yaşanmaz hale getirmeleri nedeniyle bölge halkının geri dönülemeyecek nefretinin oluşmasına sebep olduğu kaydedildi.

- "Barikat ve çukur siyaseti" çöktü

Terör örgütü mensuplarının telsiz konuşmalarındaki kalkışmayı başaramadıkları, çok kayıp verdikleri, kaçmak istedikleri gibi ifadelerin örgüt içindeki çatışmayı ve çözülmeyi gösterdiğinin altı çizilen değerlendirmede, elebaşların etkisiz hale getirilmesinin de moral olarak "barikat ve çukur siyasetleri"ni çökerttiği vurgulandı. Örgüt içindeki kaçışlar ve infazların artmasının da moral çöküntüsüne neden olduğunun altı çizilen değerlendirmede, örgüte yeni katılan teröristlerin "yemlik" olarak ön saflarda kullanılmasının bu süreç içerisinde "yeni yetme teröristlerin" tepkisine neden olduğu ve bu tepkinin kendilerini "etek ve şalvar" giyerek kaçmayı deneyecek seviyeye getirdiğine işaret edildi.

- "Türkiye'yi karalama çabaları amacına ulaşamadı"

Uluslararası kamuoyunda Türkiye'yi karalamak, kendi halkına ve şehirlerine zarar veren bir devlet olarak gösterme çabalarının, operasyonlardaki hassasiyet ve şeffaflık ile amacına ulaşmadığı belirtilen değerlendirmede, "Tam tersine 'terör örgütü mü, değil mi?' diye kasıtlı olarak net tavır sergilemeyen bazı ülkeleri de 'Evet bunlar terör örgütüdür' deme noktasına getirmiştir." ifadeleri kullanıldı.

Son dönemde, terör örgütünün en tepesindeki isimlerce yapılan açıklamaların il ve ilçelerdeki çöküşün itirafı niteliğinde olduğu belirtilen değerlendirmede, "Açıklamaları, onursuzca ve maşa olarak görev yaptıkları bu mücadeleyi kırsala yayacakları yönündedir. Çözüm sürecinin, sözde ateşkesin uygulanmasını defalarca ulusal ve uluslararası platformlarda dile getirmelerinin ardından bu yöndeki açıklamaları bir hezimetin sonucudur." yorumunda bulunuldu.

- Eylemler kırsala yöneldi

İl ve ilçelerde büyük bir hezimete uğrayan bölücü terör örgütü, sözde liderlerinin çağrılarıyla eylemlerini kırsala yönlendirdiği ancak başlangıçtan itibaren kar, kış, yağmur, soğuk demeden kırsaldaki teröristlere karşı da operasyonlara ara verilmeden devam edildiği belirtilen değerlendirmede, bu kapsamda teröristlerin kırsaldaki eylemleri şöyle sıralandı:

"Üs bölgelerine uzak mesafelerden ateş açarak zayiat verdirmek. Yol üzerindeki jandarma karakollarına ve lojmanlarına bombalı araç marifetiyle saldırılarda bulunmak. Askeri birliklerin üs bölgelerine giden yollarına EYP yerleştirerek kablolu düzenekle uzaktan infilak ettirmek (jammer kullanıldığından cep telefonlarıyla bu eylemleri büyük ölçüde kısıtlanmıştır). Kırsal alanda operasyon yapan TSK unsurlarına keskin nişancı tüfekleriyle ateş açmak."

AA