Kalabalık nüfusu ve terör gruplarının bulunması nedeniyle Sultangazi her zaman İstanbul’un en riskli ilçelerinden biri olmuştur. Bu defa polisin karşısında bir terör grubu yoktu.

Eczanelere, marketlere kan kusturan bir çete türemişti. Eli silahlı, kar maskeli çete iki market, bir tekel bayii, 3 tane eczaneyi soymuştu. Konuyu çözmek için İstanbul 
Asayiş Şube'ye bağlı Gasp Büro Amirliği görevlendirildi.

TERÖR BÖLGESİ HASSASİYETİ

Gasp Büro Amiri Harun ekibiyle bir toplantı yaptı. Hemen kamera kayıtlarının toplanmasını istedi. Benzer olaylarla daha önce sıkça karşılaşmıştı gasp polisi. Ama terör bölgesi olması nedeniyle ayrı bir hassasiyet istiyordu. Kameraların toplanması için polis memuru Yaşar ve Turan Sultangazi’ye gönderildi.

KISA SÜREDE ÇÖZECEKLER

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan asayiş olaylarına büyük hassasiyetle yaklaşıyordu. İstanbul’un huzuru için gecesini gündüzüne katıyordu. Yaşanan soygunlar canını sıkmıştı. Asayiş Şube Müdürü'nden her olayla ilgili anlık bilgiler alıyordu. “Bu çeteyi daha fazla insanın canını yakmadan yakalayın” diyerek telefonu kapattı. Ekibine güveniyordu. 
“Kısa sürede çözecekler inşallah” diyerek gelecek hayırlı haberleri beklemeye başladı.

SABAH BİZ BUNU BULURUZ

Yaşar ve Turan kamera kayıtlarını topladıktan sonra büroya döndü. Yaşar kendisine bir çay söyledi. İşi çoktu. Saatlerce sürecek görüntüleri mercek altına alacaktı. İki polis akşam 17.00 sıralarında  görüntüleri izlemeye başladı. Çete hep aynı yolu izliyordu. Nöbetçi eczane öğreniliyor ve soyguna geliyorlardı. Nihayet çete üyelerinden birini yüzü açık yakalamışlardı. Gece saat 01.00 olmuştu. Yorgunlardı. “Sabah biz bunu buluyoruz” diyerek şubeden ayrıldılar.

TEKNİK TAKİP İZNİ TAMAM

Emniyet Amiri Harun erkenden şubeye gelmişti. “Evet, arkadaşlar ne kadar yol aldık” diyerek yardımcılarına sordu. Başkomiser Ali, “Amirim çeteyi izlemek için teknik takip izni tamam” dedi. Harun buna çok sevinmişti. “Kameralardan çıktı mı bir şey?” diye sordu. Ali, "Amirim önemli bir detay yakaladık. Kimliğini tespit etmeye çalışıyoruz." Şubenin deneyimli isimlerinden biri olan Hakan da çeteye ait bir telefon numarası tespit etmişti. Harun arkadaşlarına dönerek, “artık avlama zamanı başlasın bu şerefsizleri” diyerek toplantıyı bitirdi.

TAM BİR SUÇ MAKİNESİ

Yaşar ve Turan’ın çalışması sonuç vermişti. Yüzü görünen kişi çetenin lideri konumundaki Şeyhmus Koç’tu. Kasten adam yaralama, oto hırsızlığı ve molotof bulundurmaktan suç kaydı vardı. Bu polis için çok önemli bir ipucuydu. Hemen bilgiyi amirleri Başkomiser Ali ile paylaştılar. Polis sona yaklaşıyordu.

BU GECE SOYUYORUZ

Teknik takip odası saat 12.00... Yılların teknik takip polisi Kenan dinlemeyi yakalamıştı. Dinledikleri çete üyesi telefonda bu gece soymayı planladıkları eczaneyi söylüyordu. İşte beklenen buydu. Telefon konuşması sonlanınca koşarak Harun amirin odasına gitti. “Amirim bu gece B. Eczanesi’ni soyacaklar” dedi. Harun heyecanlanmıştı. Hemen ekibini odasına çağırdı.

ŞEYHMUS’UN KEYFİNE DİYECEK YOK

Çete lideri Şeyhmus Koç’un keyfine diyecek yoktu. Yaşı küçük 3 çocuğa soygunları yaptırarak paraları gece kulüplerinde bitiriyordu. 6’ncı soygunlarını yapacaklardı. O da ekibini yanına çağırdı. Bu gece için hazır olmalarını söyledi. “Silahları kontrol edin” diye uyarmaktan da geri kalmadı adamlarını. “Dinlenin güzelce gece uzun olacak” dedikten sonra adamlarını evlerine yolladı. Şeyhmus bu gece başına geleceklerden habersizdi. 

SİZİ SAĞ SALİM BURADA İSTİYORUM

Yer: Gasp Büro Amirliği toplantı odası. Toplantı 3 saat sürmüştü. Harun çetenin ne kadar tehlikeli olduğunu anlattı. 
“O çeteyi yakalayacaksınız. Hepinizi sağ salim gece burada istiyorum. Allah yardımcımız olsun” diyerek arkadaşlarını motive etti. 18 polis akşam 17.00 sıralarında emniyetten Sultangazi’ye doğru yola çıktılar.

İKİ POLİS ECZACI OLDU

Eczanenin sahibiyle konuşuldu. İki polis eczacı gibi beyaz önlük giyerek tezgâhın arka tarafına geçti. Polis memuru Kemal arkadaşlarına, “Hep eczacı olmak istemiştim. Yalan da olsa birkaç saatliğine oldum” diyerek espri yaptı. Mermiyi namluya sürerek hazırlıklarını tamamladı. Bülent ve Emre de içeriye müşteri olarak girdi. Gasp ekipleri eczanenin etrafını sarmıştı.

NEFES KESEN DAKİKALAR BAŞLADI

Şeyhmus ve adamları gece 02.00 sıralarında B. Eczanesi'nin bir arkada sokağına geldiler. Kar maskelerini yüzüne geçiren Yakup, Ferhat, Caner ve İsmail ellerinde uzun namlulu silahlarla eczaneye doğru geldiler. Nefes kesen dakikalar başlıyordu. “Polis atın silahınızı, teslim olun” anonsuyla çatışma başladı. Soyguncular polise ateş açıyordu.

YARALI YAKALANDILAR

Karşılarında İstanbul’un en iyi silah kullanan polisleri vardı. Anında karşılık verdiler. Çete lideri Şeyhmus Koç, Mustafa Öztürk ve Yakup Eroğlu yaralı olarak ele geçirildi. Bu arada Caner Aydındağ, Ferhat Tunç ve İsmail Eroğlu da araçla kaçtı. Polis ekipleri arkasındaydı. Kısa süre sonra kaza yaptılar. Onlar da yakalandı. Olaylarda kullandıkları pompalı tüfeklerde ele geçirilmişti.

ARKADAŞLARIMIZ İYİ MÜDÜRÜM

Emniyet Amiri Harun hemen Asayiş Şube Müdürü Ali Tuna Coşkun’u aradı. “Müdürüm çatışma çıktı. Çok şükür şahıslar elimizde. Arkadaşlarımızın durumu da iyi” dedi. Coşkun rahatlamıştı. Bir taraftan da İstanbul Emniyet Müdürü Çalışkan’ın gözü telefonundaydı. Nihayet beklenen telefon geldi. Asayiş Müdürü, “Sayın müdürüm adamları aldık. 3’ü yaralı. Arkadaşlarımız da iyi” haberini veriyordu. Bu Çalışkan’ın beklediği bir cevaptı. “Allah’a şükür diyerek Ali Tuna Coşkun’u ve tüm ekibini kutladı.” Sabah 05.00 olmuştu. Çalışkan, artık gönül rahatlığıyla evine gidebilirdi.