Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonunca (UDEF) Ankara Ticaret Odasında (ATO) "Benim Ülkem Türkiye" adlı kısa film, şiir, hikaye yarışması ödül töreni düzenlendi.

Türkiye'de eğitim gören uluslararası öğrencilerin katıldığı ödül töreninin açılışında konuşan Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin bürokratik ve idari süreçlerinin henüz tam anlamıyla sorunsuz bir yapıya kavuşmadığını ama geçen senelere göre çok daha iyi bir noktada olduğunu söyledi.

Erdoğan, bir süre önce yabancı öğrencilerin, sorunlarının nasıl düzeltilebileceği noktasında toplantı yaptığını hatırlattı.

Uluslararası öğrencilere seslenen Erdoğan, "Sizler misafirimizsiniz. Elbette hayatlarınızın bu önemli döneminde, gençliğinizin en verimli çağında, eğitim için kariyerinizi, dünyaya olan katkınızı ilerletmek için Türkiye’ye geliyorsunuz. Türkiye’de bir fırsatı kovalıyorsunuz. Bu arada geçirdiğiniz 4-5 yıl içinde bizim inancımıza göre, bizim misafirlik anlayışımıza göre siz aslında ailemizin birer ferdi haline geliyorsunuz. Bu bizim için çok değerli. Türkiye ailesi sizin gibi misafirlerin gelişiyle ülkemizde yıllarını geçirmesiyle büyüyor, genişliyor." dedi.

Öğrencilerin, ülkelerine döndükleri zaman Türkiye dışında yaşayan bütün dünya vatandaşları içerisinde, Türkiye’yi en iyi ve en doğru tanıyan kişiler olduğuna işaret eden Erdoğan, "Siz burada 4-5 yılınızı geçirdikten sonra, bizlerin misafiri, kardeşi olduktan sonra Türkiye’nin gerçeklerine doğru bir şekilde vukufiyet kazanmış oluyorsunuz." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, konuşmasında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda kabul edilen Kudüs tasarısıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunarak şunları söyledi:

“Dünkü BM oylamasını elbette bugün konuşacağız, konuşuyoruz. Dünya tarihinin önemli dönemeçlerinden bir tanesini yaşıyoruz. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan dünya düzeninin, uluslararası sistemin çürüdüğünü görüyoruz. Kimseye huzur getiremediğini, barışı temin edemediğini görüyoruz. Katliamlara son versin, insanlar arasındaki eşitsizlikleri, adaletsizlikleri gidersin diye tasarlanan sistemin, sadece bu sistemden menfaat devşirmek isteyenlerin adeta 'değirmenine su taşısın' diye kurgulandığını görüyoruz. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 'Dünya beşten büyüktür' sloganının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Nitekim dün BM'deki oylamayı biraz derinlemesine ele alacak olursak, BM Güvenlik Konseyi, 15 üyeden 14'ünün oyuyla karar alamıyor çünkü bir ülke 'Dediğim dedik, çaldığım düdük' diyerek bütün sistemi işlemez hale getiriyor. Hem de 1980 yılında altında imzası olan bir kararı adeta o kararın hilafına adım atmak suretiyle. Şimdi böyle bir sistemde siz ne Ruanda'daki katliamı engelleyebilirsiniz ne Bosna'daki soykırımı engelleyebilirsiniz ne Arakan'daki Müslümanların acısına merhem olabilirsiniz. Ne Gazze'dekilere ne Somali'dekilere ne Suriye'dekilere, hiçbirine bir faydanız olmaz. Dünyada çatışma alanları, maalesef büyüyerek ilerlemeye devam ediyor. İnanın Birinci Dünya Savaşı'nın başladığı gün bile dünya bu kadar karmaşık, bu kadar dengesiz, bu kadar adaletsiz değildi."

Adaletsiz zulüm düzenini ayakta tutmaya çalışan güçlerin, Türkiye'yi itibarsızlaştırmanın gayreti içinde olduklarını aktaran Erdoğan, "Dünya beşten büyüktür, dediği için, 'Bu düzen düzen değildir' dediği için, bu adaletsizlikleri yapanların yüzüne haykırabildiği için, sizler Türkiye'yi en iyi tanıyanlar olarak ülkelerinize döndüğünüz zaman Türkiye'nin, dünyanın en hayırsever ülkesi olduğunu anlatmayacak mısınız?" diye sordu.

Türkiye'nin dış yardımlarda zirvede bulunduğunu ve bunun ecdada layık olma mücadelesinin göstergesi olduğunu anlatan Erdoğan, "Biz bugün dış yardımlarla zirvedeysek bu bize normal geldiği için yapıyoruz. Böyle olması gerektiği için yapıyoruz. Gazze'de, Somali'de, Arakan'da kimse yokken Türkiye varsa bunu biz kardeşlik hukukunun gereği olduğu için yapıyoruz. Bunu anlatmayacak mısınız?" dedi.

"Dünyadaki bu adaletsiz düzen, bu güçlünün haklı sayıldığı düzen değişecekse ve dünya daha adaletli, daha barışçıl ve huzurlu bir yer haline gelecekse o zaman doğruları konuşanların cesur olması lazım." diyen Erdoğan, öğrencilere ülkelerine gittiğinde Türkiye'yi itibarsızlaştırma çalışmalarına karşı doğruyu anlatmalarını istedi.

"Türkiye'de demokrasinin hakim olduğunu, Türkiye'nin bir kardeşlik ülkesi olduğunu ve refahıyla, gelişmesiyle ve dünyaya vermeye çalıştığı mesajla kardeşliğin merkezi olduğunu gittiğiniz yerlerde anlatın lütfen." diye konuşan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin itibarını ayaklar altına almaya çalışanlar, bilin ki bu katliamları, bu savaşları, bu terörü, doğrudan veya dolaylı olarak destekleyen, büyütenlerdir. Neden? Onların sistemini gerçekleştirsin diye. Onların düzenini ayakta tutsun diye. Bu böyle olmak zorunda değil. Daha iyi bir Türkiye mümkün. Türkiye, bütün üstüne gelmelere, bütün başına gelenlere rağmen bunun mücadelesini yediden yetmişe verme öz güvenini hamdolsun sağladı. 15 Temmuz'da bir darbeyi yenen Türk milletini bu sistemin egemenleri hiç övmedi. 'İşte demokrasinin zaferi' diye hiç kimse naralar atmadı. Daha ertesi gün ne dediler? 'Aman darbecilere kıymayın, aman darbecilerin burnu bile kanamasın.' Bu sistemin ne denli çürük olduğunu, ne denli bozuk olduğunu niye anladık? Bunları yaşadığımız için anladık."

"ATO olarak eğitime çok önem veriyoruz"


ATO Başkanı Gürsel Baran, ödül töreninde jüri üyeliği yapmak ve ev sahipliğini üstlenmekten memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Eğitim görmek için Türkiye'ye gelen öğrencilere ev sahipliği yapmanın ve onlara destek olmanın, Türkiye'yi tanıtmak yönünde yaptıkları bütün çalışmaların çok değerli olduğunu belirten Baran, "ATO olarak eğitime çok önem veriyoruz ve ülkemizin tanıtılması ve marka değerinin artmasında katkıda bulunacak bu tür projeler içerisinde yer almayı da ayrıca çok önemsiyoruz." diye konuştu.