HDK ve DTK'nın çağrısı ile bir araya gelen 250'nin üzerinde örgüt dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı deklarasyon yayınladı.
Çankaya'da bulunan Büyükpark Otel'de düzenlenen toplantı ile yapılan deklarasyon açıklamasına HDK, DTK, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Demokratik Partisi'nin (DHP) eş başkanlarının yanı sıra DBP'li belediye eş başkanları ve deklarasyonda imzası bulunan 250'nin üzerinde kurumun temsilcileri katıldı.
Deklarasyonun Türkçesini HDK Eş Sözcüsü ve HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Kürtçesi'ni ise DTK Eş Başkanı Leyla Güven okudu.
Deklarasyona ilişkin değerlendirmede bulunan Demirtaş'ın gündeminde görevi bırakması beklenen Başbakan Davutoğlu vardı. İşte HDP liderinin açıklamalarından öne çıkan satırbaşları:

DAVUTOĞLU'NA 'KATLİAMCI' SUÇLAMASI
Saray darbesi tamamlanmamış bir süreç olarak devam ediyor. Bizler birilerinin yaptığı gibi Saray'ın bahçesine koşup oradaki artıklardan faydalanmış olsaydık darbe tamamlanmış olacaktı. Düşünün ki bir hükümeti kendi iradesiyle karar verecek durumda değil. Hiçbir karar alamıyorlar. Her şey artık saraydan belirleniyor. AKP'nin genel başkanı, başbakanın kim olacağına, rektörlerin kim olacağına hangi gazete köşesinde kimlerin yazacağına artık Saray'daki karar veriyor. Bu tek adam sistemine en büyük katkı sunan da Ahmet Davutoğlu'dur. Biat etmiş kişiliği ile parlamentoyu savunmayan, kendisine oy verenlerin arkasında durmayarak Saray'a biat ederek en fazla katkıyı Davutoğlu sunmuştur. Davutoğlu, Türkiye siyaset tarihine katliamcı olarak da geçmiştir. Şimdi miladı dolmuştur. Görünen o ki yüzde yüzden fazla biat lazım Davutoğlu'nun eksiği budur, yüzde 99.9 biat etmiş ama yetmemiş. Şimdi ona düşen çıkıp açıkça bu tek adam rejimine karşı giden anlayışı teşhir etmelidir. Bizler defalarca çağrı yaptık, irade gösterin dedik. Bu darbeyi hep birlikte durduralım, sorunlarımızı müzakere ile çözebilecek bir ortaklaşmayı yaratalım dedik. Siz sarayın tekçi zihniyetini herkesten fazla düşündünüz.

"İŞTE BUNUN ADI DARBEDİR"
Anayasaya göre, Cumhurbaşkanı seçilmiş de olsa bir partinin genel başkanının kim olacağına, kongresine karar veremez. Anayasa'nın verdiği böyle bir yetki yoktur ama bunu açık bir şekilde yapıyor. Davutoğlu, bu ülkenin geleceğine halk karar verir demişti, çıkıp söylesin bakalım bu ülkenin geleceğine kim karar veriyor. İşte bunun adı darbedir. Başka hiçbir kavramla açıklanamaz. Bunun adı diktatörlüktür.