Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşma yapıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının satır başları şu şekilde;

Ana muhalefetin diğer tabiriyle ana hıyanetin başındaki zata çağrımı yineliyorum. Eğer iddiasını kanıtlasaydı ben Cumhurbaşkanlığı görevini bırakacaktım. Şimdi aynı ilkeli tavrı kendisinden bekliyorum. Salı gününden bu yana CHP'nin başında durduğu her vakti gereğini yapamadığı zaman dilimi olarak sayıyorum.

Bu zat ne söylediğinden öyle habersiz ki. Mesela geçtiğimiz haftaki grup konuşmasında uyuşturucu kullanımı hakkında önerge verdik, AK Partililer reddetti dedi. Oysaki bu önerge AK Partili vekillerin desteği ile kabul edilmiş ve araştırma komisyonunun kurulması kararlaştırılmıştır.

Bu zat şimdi de ABD'nin ülkemize karşı silah gibi kullandığı Zarrab davasıyla hakkında açıklamalarda bulunacakmış. Bu meseleyle alakalı birkaç hususu anlatmak isterim. Amerika'daki davanın hukukla yakından uzaktan ilgisi olmayan cambaza bak cambaza hadisesidir. Kuşların hepsi bir vurulmak isteniyor. Birisi, Suriye ve Irak'taki projeye hız verilmek istenmesidir. Davanın projesi Amerikan yönetiminde bulunan bir gruba aittir. Amerika'da ülkemizdeki 28 Şubat dönemine benzer bir durum yaşanıyor. Eski yönetim bakiyesi bir grubun ülkemiz hakkında Trump yönetiminin iradesine aykırı bir şekilde yönetim izlediği görülüyor. Bizim muhatabımız sayın Trump'tır ve öyle de kalacaktır. Bizi yargılamalarının amacı on binlerce kilometrelik terör koridorudur. Şantaj aracı olarak kullanmak için gündemde tutulduğu açıkça görülüyor.

YAPTIRIMI ABD KENDİSİ DELDİ

Öncelikle bu davanın aslında ne olduğunu bilmekte büyük fayda var. İddianameye göre davanın konusu Amerika’nın İran’a uyguladığı yaptırımların delinmesine ilişkin bir planın ortaya çıkarılmasıdır. Yine iddianameye bakılırsa Türkiye İran’dan aldığı doğalgazın parasını kendi bankalarında tutmak yerine, bir takım uygulamalarla asıl alacaklıya yani İran’a aktarmış. Davanın sanıkları bu niyetle Amerika’yı dolandırmak, kara para aklamak gibi işlemler için komplo kurmakla suçlanıyor. Amerika’nın İran’a yaptırımlarını ilk önce kendi şirketleri olmak üzere, batının farklı ülkeleri delmiştir, bundan ya haberleri yok, burada da aynı şekilde provokasyon sürüyor.

Pek çok banka batıda suçlamalarla karşılaştı ve milyarlarca Euro ödeme gerçekleştirdi. Ekonomik bir suçun cezasının da ekonomik olacağı nedeniyle, haksız dahi olsa bu işlemlerin takibinin kendi zemininde yapılması gerektiğine inanıyoruz. Ama burada İran’a yaptırımlara ihlalle alakalı farklı bir yol izlenmiş, ceza davası açılmıştır. Duruşmalarda da davanın asıl amacı üzerinde neredeyse hiç durulmadan, ülkemizi karalamaya ilişkin oyunlar oynanmaktadır.