İşte Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

15 Temmuz günü katıldığımız canlı yayınlarla durumu anlattık. Çünkü yabancı medya haberleri çarptırarak veriyordu. Şahsımın Almanya'ya kaçtığı yönündeki haberler gibi.

O gece benim için önemli isimlerden biri pilotumdur. Helikopterle Dalaman'a geldik. Dalaman'dan havalanınca hedefimiz İstanbul ya da Ankara'ydı. Biga üzerindeyken İstanbul'a inme kararı aldık.

İki kez F-16 uçaklarıyla orada o ses hızını açarak o patlama yapıyor. Konuk evinin camlarını falan patlattı. Bunu iki defa yaptılar. Biz o arada konukevine girdik. Orada Valimizle bir kriz masası oluşturduk. Orada Genelkurmay Başkanımız'ın rehin alındığını duyduk. Başbakanımızla konuştuk. Yerine vekaleten yerine Ümit Paşa'yı aradık.

Başbakan bana Eskişehir'in yazılı emir istediğini söyledi. Ben de Ümit Paşa'yı aradım. Ümit Paşa'da emir verdi, Akıncılar üzerine 12 defa bomba bırakıldı. O saatten sonra uçaklar kalmadı. Hatta helikopterler bile. Ondan sonra bu iş bitti.

"TORUNUM SÜREKLİ SORUYORDU"

Gerek eşim gerek kızım gerek damadım bir metanet içerisindeydi. Sadece büyük torun ne oluyor diye babasına soruyordu. Neyse babası onu teskin ediyordu. Tabi ortanca torunumuz vardı Mahinur'umuz o uykuya dalmıştı. Küçük 8,9 aylık bir torunumuz daha var o her şeyden habersizdi. Hepsi bir metanet içerisindeydi.

"2010'DAN BERİ ANLATIYORUM"

2010'dan beri FETÖ'nün örgütlenme ağının ne kadar geniş olduğunu anlatıyoru. Bizim iktidara gelmemizden kısa bir süre sonra ben Milli Eğitim Bakanı'na bu dersaneleri kapatalım dedim. Maalesef bunu anlatamadım. Tabi siz de başbakansız ama bir yere kadar arakadaşlarınıza bir şeyi anlatabiliyorsunuz. İsrar israr bir yere kadar.

"MAMA ELLERİNDEN ALININCA BAĞIRMAYA BAŞLADILAR"

Tabi bunlar asıl parayı bu dershanelerden kazanıyorlardı. Bunlar insan kaynağı burasıydı. Ordan burdan seç. İyi öğrencileri. Sonra havasını at. Ondan sonra arkadaşlarda bunu anladılar. Onların içerisinde dost diye bildiklerimizde ondan sonra bizden kopmaya başladılar. Aleyhimizde yazmaya başladılar. Her şey menfaat eksenliydi. Mama ellerinden alınınca bunlar bağırmaya başladılar.

"İSTİHBARAT KURUMU YIPRATILACAK BİR KURUM DEĞİLDİR"

Ben bu televizyon programlarında. Sadece bir tespit yapıp bazı kurumlarımızı öyle geçmek istiyorum. İstihbarat kurumu öyle yıpratılacak bir örgüt değildir. Bununla ilgili hükümetimiz yapılması gerekeni yapar. Tabi televizyon programlarında sürekli istihbarat kurumunu bu kadar yıpratamayız.

İstihbarat zaafı var dedim. Ama istihbarat zaafı olmayan ülke var mı? Dere geçerken at değiştirilmez. Gönül arzu eder ki beni kaldırıp bana arz edebilirdi. Bu olaydan sonra kendilerine dedim ki bir çalışma yapın. Buna yönelik bir çalışmayı bana bugün sundu.

"TİB'İN YETKİLERİ BTK'YA DEVREDİLECEK"

TİB'in işlevleri BTK'ya devredilecek. Bunlarla birlikte çalışmanın anlamı yok. Kökünden kazıyıp atamak gerek.

"TSK KENDİ İÇİNE HAKİM DEĞİL"

Süreçten zarar görmeme diye bir şey olmaz, TSK kendi içine hakim değil. Kendi komuta kademesine yaptıkları muameleleri izlediniz. Bütün kuvvet komutanlarına varıncaya kadar, ellerini kelepçeleyerek, kendi yanlarında taşıdıkları emir subayları kendilerine ihanet etti. Benim yanımdaki kurmay gibi, o da aynı ihaneti yaptı.

Bunlarla ilgili şüphelerimiz vardı, eş dost ahbap hepsine sorduk, köyüne varıncaya kadar inceletik, herkes bize "şöyle iyidir böyle iyidir" dedi. Bunlar kendilerini gayet iyi gizledikleri için gelen referanslar hep olumlu. Yaptığımız şeye insani istihbarat diyoruz ama bakıyorsunuz oradan da yine isabetli kararlar alamadık. Ben şimdi artık dedim ki tekrar, Cumhurbaşkanlığı'nda da Başbakanlığımdaki koruma müdürümü alıp onunla çalışacağım. Emniyet'ten polis müdürü arkadaşım bu görevi ifa ediyor, onunla yola devam edeceğim.

"10 BİNE YAKIN GÖZALTI VAR AMA SÖYLİYEYİM BU BURADA KALMAZ"

10 bine yakın gözaltında olan insan var. Ama söyleyeyim, burada kalmaz. Devam eder. Herkes konuşuyor, halkalar sökülmeye başladı. Terörle mücadele şu anda devam ediyor, bundan sonraki süreçte şu ortaya çıkacak: Terörle mücadeledeki aksamalarda bu ahlaksızlar ne kadar var?

Bölücü terör örgütü ile işbirliği halinde olanlar var, PYD ile DAEŞ ile işbirliğinde olanlar var. Bunlar ortaya çıkıyor. Gerçi seçim kampanyalarında tanıdık. Her siyasi partiyle pazarlık halindeler. İlkesiz bunlar, nerede ne yapacakları belli olmaz, tam bir bukalemun.

Bütün bakanlıklar yoğun bir çalışmanın içinde. Ben de cumhurbaşkanlığımda Devlet Denetleme Kurulu'nu bununla görevlendirdim.

Terörün tehditlerinin sona ermesi diye bir şey olmaz. O ancak kazımanın bitmesiyle, ki o kanser hücresi diyoruz ya, kazınıp atılırsa ancak ondan sonra tamam temizlendi diyebiliriz. Ama şu an henüz işin başındayız. 20 gün oldu, kararlılıkla gideceğiz ama tüm medyanın takındığı tavırdan çok memnunum ama bu tavır korunmalı.

2 gün önce biliyorsunuz, uluslararası Türkiye'deki yatırımcıların CEO'larıyla görüşmemiz oldu. Bu konuda destek istedik. Hepsinde bir kararlılık gördüm. Bu sürece yönelik de tabii şükranlarını hep ifade ettiler. Tüm iş adamlarımızı bu konularda kararlı gördüm, birlikten yana olduklarını gördüm.

Bu milletle, Allah'ın izniyle, hep birlikte Türkiye olduk.Her gece bakıyorsunuz sabah namazlarına kadar bir dinamizm var. Ezanlarla birlikte halk ayağa kalkıyor. Ezanlar, selalar susturulamadı. Onlarla beraber halkımız harekete geçiyor, canlanıyor.

"TARİH 15 TEMMUZ'U ÇOK FARKLI YAZACAK"

(15 Temmuz şehitleriyle ilgili) Hepsi de bizi duygulandırıyor. Duygulandırmayan bir tanesi yok. Şehidimizin görüntüsü bizi duygulandırıyor, annesinin babasının dedesinin kullandığı ifadeler bizi duygulandırıyor. Gazilerimizin kimisinin bakıyorsunuz kolu kopmuş, kimisinin dizden ayağı yok. Onların hala bu haliyle kullandıkları ifadeler çok ilginç. Bunları görünce tabii, milletimle iftihar ediyorum. Bu millet büyük bir millet. Bütün bu ailelerin ortaya koydukları tavır, 88 yaşında bir annenin evladının gazi olmasıyla ilgili, telefonda bana söyledikleri, ister istemez milletime olan güvenimi daha da arttırıyor. Bunlarda istisna olmaz. Hepsi birbirinden çok etkileyici, geleceğe yönelik bizim imanımızı, azmimizi arttırıcı olaylar.

Şehitler tepesi elhamdülillah boş değil, boş kalmayacak. Darbeler tarihi inanıyorum ki 15 Temmuz'u çok farklı yazacak. Bizim şu anki genç kuşaklarımız için, oralardaki şehit olan gazi olan, o olayların içinde olan, az önceki ikiz kardeşleri de gördük, bu ikiz kardeşlerimizin eşlerinin duruşunu gördük, bakın geleceğe bakış çok önemli, bu çok farklı bir anlayış.

"ÖYLE KURU SIKI ATMAKLA OLMUYOR"

Pazar günü inşallah, tek bayrak, bayrağımızla şu parti bu parti demeden Yenikapı'da toplanacağız ve 81 ilde aynı anda izlenecek. Meclis Başkanımız katılacak. O gece Meclis kapalı olduğu halde, bu olaylarla hemen Meclis'e koşup, 100'ü aşkın milletvekilimizin de oraya yetişmesiyle Meclis'i çalıştırmaları bize İstiklal Savaşı'nı hatırlattı. İkinci defa bu Meclis gazi oldu.

Yurt dışından gelenler de, pek yok ya, geldikleri zaman hiç yoksa şu hale bak. Öyle kuru sıkı atmakla olmuyor. Gel gönder bir temsilcini de buarada bir demokrasi ülkesinde, demokratik parlamenter sisteme nasıl darbe yapmak istemişler, gel gör yerinde. Ülkenizde yer verdiğiniz haşhaşilerin ne yaptığını gelin görün.

Erdoğan'a diktatör diyebilirsiniz, insaf edin de gelin görün. Sadece kendilerine ait malum haberleşme organlarıyla, yalan yanlış haberlerle işi yönlendirmeye çalışıyorlar. Yönlendiremeyeceksiniz, milli iradeyi söndüremeyeceksiniz, bu ülkeyi parçalayamayacaksınız.

"VATANDAŞLAR 20 GÜNDE 10 MİLYAR DOLAR BOZDURMUŞLAR"

Batı Türkiye'nin güçlenmesini istemiyor. Bazıları telefon etti, "ama bazı haberler alıyoruz, çok insanlar işlerinden oluyor, bunlar bizi endişelendiriyor." Dedim "önce siz benim 239 vatan evladının şehit olmasını incelediniz mi? Bunun hesabını sordunuz mu? Bu aklı kim veriyor?" Başlıyorlar kem küm etmiyor. Eski İsveç Dışişleri Bakanı gümbür gümbür açıklama yaptı, kendi bakanlarına da haddini bildirdi. Ama bilmez ki. Bu bir cibiliyet meselesi. Bunlar Türkiye'nin kendine yeter hale gelmesinden rahatsız oluyor.

İlk gün piyasaya sürülen döviz iki buçuk milyar dolar. 15 Temmuz'dan bu yana, 20 günde vatandaşlarımız 10 milyar dolar bozdurmuşlar. Dövize meydan okumaktır bu.

Biz Rusya'yla aramızdan istenmeyen bir uçak hadisesi yaşadık. Ben kendilerine bir mektup yazdım. Bu süreci kapatalım. Türkiye'nin Rusya'yla ilişkileri bölge için çok belirleyicidir. Buna karşıda olumlu yanıtlar aldık. Şimdi de 9'unda inşaallah Moskova'da bir araya geleceğiz. Bu görüşmeyle birlikte inanıyorum ki birçok şey rayına oturacaktır.

Tabi bölgede önemsediğimiz konu Suriye meselesidir. Biz Putin'le bu konuyu daha önce de görüştük. Önemli bir görüşme burada yaparsak. Daha sonra da Çin'de G-20 zirvesi var. Orada da konuşup. Bir sunuca vararız inşallah.

"BU ŞARLATANI BU KADAR BÜYÜTMEYİN!"

(Danıştay Saldırısı ve bunun gibi eylemlerde de FETÖ'nün bağlantısı var mı yönündeki soruya) Bu şarlatanı bu kadar büyütmeyin. Bu bizi paranoyaya götürür. Bunlar bu kadar büyük bir yapı değil.

"KPSS'NİN TAMAMININ İPTALİ SÖZ KONUSU DEĞİL"

(2010 KPSS ile ilgili) Tespit edilenlerin hepsi ayıklanacak bir defa. Kim hak etti bu araştırılıyor. Hak etmeyenler çıkartılacak. Diğerleri kalacak. 2010 öncesiyle ilgili bu yönde bir çalışma yok. KPSS'nin tamamıyla ilgili iptal söz konusu değil. Hak etmeyenler ayıklanacak.

15 Temmuz bendeki uyandırdığı his, ülkemde doğrusu böyle bir şeyi hissedeceksem, düşüneceksem, bu benim ülkemde akla hayale gelmez ve böyle bir havanın estirilmesi gerçekten düşündürücüydü.

Haberi aldığım zaman, ilk etapta eniştemden, olmaz böyle bir şey dedim. Baktık ki, belli kanallardan teyitler gelmeye başladı. Ne yapacağımızı hemen Berat Bey ile görüşmeye başladık.

O gece benim için önemli isimlerden biri de pilotumdur. Helikopter pilotlarımız o noktada can siperane, çok şeyi göze alarak o adımı attılar. "Yakıtım bitene kadar bunlar beni yakalayamaz" dediler ve bizi 15 dakikada Dalaman'a ulaştırdılar. 4 ayrı noktada uçaklarımız hazır bekliyordu. Dalaman'a inerek makam uçağımıza bindik ve hareket ederken de pilotumuza hedef olarak Ankara ya da İstanbul dedik. Belli bir noktaya gelene kadar da pilot nereye ineceğimizi bilmiyordu. 

Gecenin kararan saatleri, helikopterle kalkışımız, Dalaman'a gelişimiz, uçağımız hareketi yaptı ve pilotumuza İstanbul'a inelim dedi ki "pist karanlık riski var." Bizim uçağımız kısa mesafede havalanma kabiliyeti olan bir uçak, "endişem buralarda tank koyarlarsa piste tehlike olur" dedi.

AHL'Yİ DE BOMBALAYABİLİRLERDİ AMA BÜYÜK İHTİMALLE BOMBA YÜKLÜ DEĞİLLERDİ

15 dakika içerisinde emniyet kuleyi temizledi. Pist aydınlatıldıktan sonra da rahatlıkla piste indik ama apron doluydu, terminal önünde on binlerce insan bekliyordu. İki kez F-16 uçaklarıyla ses hızını biliyorsunuz, aşmak suretiyle patlama, demek ki buraya bomba atanlar oraya da atardı, bomba yüklü değillerdi büyük ihtimalle.

Konukevinin camlarını falan da patlattı, orada birkaç yaralı vardı. Bir kez yaptılar olmadı, bir daha yaptılar. Biz konukevine girmiş olduk. Valimiz, 1. Ordu Komutanımız ve bakanımız ile ufak bir kriz masası oluşturduk. Genelkurmay Başkanı'nın rehin alındığını duyduk. Başbakan'ımızla irtibat kurduk. Ümit Paşa'yı Genelkurmay'a vekaleten getirmiş olduk.