Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün Diyarbarkır'dan dönüşte gazetecilere çarpıcı açıklamalarda bulundu. Erdoğan Hakkari Çukurca'da düşen helikopterle alakalı soruya "Evet Rusya'nın terör örgütüne silah verdiğini biliyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır gezisi dönüşünde uçakta önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Erdoğan'ın sorularımıza verdiği cevaplardan önemli satırbaşları...

Terör örgütünün el koyduğu gençler için siz hiç 'terörist' sıfatı kullanmadınız; 'vatandaşlar', 'çocuklar', 'gençler' diye söz ettiniz... Hükümet de bu söylemi benimsemeli mi?

Kullanılan dil tabii ki önemli. Şimdi ben arkadaşlarla da konuşuyorum. Terörizmin de teröristin de tanımı iyi yapılmalı. Avrupa Birliği'nde de bu hususta bir genel çerçeve olmakla birlikte, esasen net bir tanımlama yok. Biz terörle mücadele yasamızı, dünyayı, Avrupa'yı inceleyerek hazırladık. Vize serbestisi konusunda, terörle mücadele konusunda Türkiye'nin hassasiyetlerinin göz önüne alınmaması, ipe un sermektir.

Sözünü ettiğiniz o gençler, kızlarımız dağa kaçırıldılar. Kendileri gitmediler. Kaçırılan evlatları için Diyarbakır Belediyesi'nin önünde ağlayan o anneleri bir kenara bırakabilir miyiz? Bırakamayız. O anneler Başbakan olduğum dönemde, beni ziyarete geldiler. Onların gözyaşlarını unutamayız.

Gençlerin hükümetin baskısından dolayı dağa çıktıkları yönündeki iddiaların gerçekle hiçbir alakası yok. Zira kaçıp teslim olanların itirafları ortada. Gerçeği gören gençler, tekrar annelerine babalarına dönmeye başladılar. Bu süreci çok iyi yönetmemiz lazım. İyi yönetelim ki dağda kalanları çekebilelim.

"SEYİTHAN YAKAR TEŞKİLATTAN"

Dürümlü köyüne gittiniz. Terör saldırısında ölen vatandaşların mezarını ziyaret ettiniz. O köyün MHP'nin kalesi olduğu söyleniyor...

Hayır, o bilgi doğru değil. Orada o partiye mensup iki üç kişi var mıdır bilemem. O bilginin doğru olmadığı son seçimdeki oy tablosundan da belli. Orada HDP'nin aldığı oy 350 civarında. AK Parti de 45-50 oy almış.

Orada 15 tonluk patlayıcı yüklü kamyonu kovalayan Seyithan (Yakar) da, AK Parti teşkilatının yönetim kurulunda olan bir arkadaşmış.

"YARGI, SİYASET BELGESİ'NE ATFEN KARAR VERECEK"

MGK'da yeni bir karar aldınız. Paralel yapı artık tanımlandı. Daha önce de böyle bir karar alınmamış mıydı? Yeni kararın farkı ne?

Daha önceki kararda, 'legal görünümlü illegal örgütler' ifadesi vardı. Yani 'terör örgütü' ifadesi yoktu. Bu yeni kararda ise 'legal görünümlü illegal Fethullahçı terör örgütü'nden söz ediliyor. Fethullahçı Terör Örgütü deniliyor. MGK olarak bunu biz, tavsiye olarak hükümete gönderiyoruz. Hükümet bu tavsiyeden hareketle hemen bir Bakanlar Kurulu kararı çıkaracak. Biz de o kararı olağanüstü bir madde olarak Milli Güvenlik Kurulu'nun siyaset belgesine koyacağız. Bu, yargının elini güçlendirecek. Mesela savcılık makamları o kararı müstenidat yapmak suretiyle, yakalananları terör örgütü mensubu olarak değerlendirebilecekler.

'PKK neyse paralel de odur' dediniz. Paralel yapılanmaya yönelik 2-3 yıldır süren operasyonlar, tıpkı PKK ve uzantılarına yönelik operasyonlara benzer biçimde, artık hukuki açıdan daha net bir çerçeve mi kazanacak?

Şu an onu kazanıyor zaten. Benim neden öyle dediğimin sebebi belli. Paralel yapılanma ile PKK arasında bir fark olmadığını artık görmemiz lazım. Biz tabii ki PKK ile PYD/YPG arasında da bir fark görmüyoruz. Ama ABD, mesela PYD'yi, YPG'yi terör örgütü olarak kabul etmiyor. Bunun yanlış olduğunu, dürüstlükle bağdaşmadığını ABD'lilere de açıkça söylüyoruz.

ANKARA -MOSKOVA GERİLİMİ: İLİŞKİLERİN BOZULMASINI BİZ İSTEMEDİK

Putin'in Atina ziyareti sırasında yaptığı "Arayı düzeltmek istiyoruz, Ankara'nın adım atmasını bekliyoruz" açıklamasını nasıl yorumluyorsunuz?

İlişkilerin bozulmasını biz istemedik. Sayın Putin'den olumlu bir adım geldi de biz olumsuz bir yaklaşım mı sergiledik? Böyle bir şey sözkonusu değil. Neler yaşandığını herkes biliyor. Hava sahamızın sık sık ihlal edildiği, G20 zirvesi sırasında Putin'e aktardığımız bir konuydu. Hatta denizde gemilerimizi de taciz etmişlerdi. Dost bir ülkeye yönelik bu ihlaller yapılmasının doğru olmadığını ifade etmiştik.

Sayın Putin, orada, bunlardan hiç haberi olmadığını söyledi. Kendisi benim yanımda Lavrov'a dönerek talimat verdi, 'Biz bu işi çözeceğiz' dedi. Hatta biz de buna sevindik, mutlu olduk. Ne var ki, o toplantıdan birkaç gün sonra, aidiyeti belirsiz bir uçak, hava sahamızı ihlal edince, uyarılara da yanıt vermeyince, angajman kurallarının gereği yapıldı.

"ANGAJMAN KURALLARI BELLİ"

Uçağın düşürülmesi karagaha sorulmadan uygulamaya konulduysa burada bir soru işareti yok mu?

Hayır, angajman kurallarının neler olduğu belli zaten. Hava sahamız ihlal edilmiş. İhlali yapan uçağın aidiyeti belli değil. Uyarılar yapılmış. Uyarılara rağmen ihlal devam ediyor. Bu durumda yapılacak olan belli. Tüm bunlar radar tespitlerinde var. Radar kayıtlarını, Rusların askeri ataşelerine gösterdik. Rusların hadiseyi pilotun da vurulması gibi sunmaları gerçekle bağdaşmıyor. Uçağın pilotu aslında sağ olarak kurtuluyor. Ama pilot muhaliflerin eline düşüyor. Suriyeli muhalifler tarafından öldürülüyor.

Öldürülen pilotun naaşını, yaklaşık on gün süren müzakereler neticesinde biz aldık. Naaşı almakla da kalmadık. Ortodoks bir papaz getirerek, naaşla ilgili tüm dini ritüellerin yerine getirilmesini sağladık. Gerekli tüm hassasiyeti sergiledik. Pilotun naaşını Rusya'ya bizzat kendi uçağımızla götürmeyi de teklif ettik. Naaşı, dini merasim dahil tüm hassasiyetlere riayet ederek uğurladık. Dolayısıyla Türkiye olarak o hadisede üzerimize düşeni en iyi biçimde yerine getirdik.

"TERÖRİSTLERİN SİLAHLARI RUSYA'DAN"

Geçenlerde bir helikopterimiz düşürüldü. İki şehidimiz oldu. O saldırıda kullanılan silahların terör örgütünün eline nasıl geçtiği noktasında bir değerlendirmeniz var mı?

Kullanılan silahın ne olduğu belli. Şu anda teröristlerin elinde Rusya tarafından verilmiş uçaksavar ve füzeler var. Bölücü terör örgütü bunlarla teçhiz edilmiş durumda. Bunlar Suriye tarafından, Irak tarafından bölücü terör örgütüne aktarılıyor. Silahlı kuvvetlerimiz hiçbir şeyi göz ardı etmeden bunların üzerine üzerine gidiyor.

Fırtına obüslerimiz çok ciddi işler görüyor. Bunların mühimmatını da ürettiğimiz için rahat kullanıyoruz. Üretimi bize ait olmayan mühimmatları, siparişle alınan mühimmatları tabii ki idareli kullanıyoruz. Özel sektörümüz, biliyorsunuz, insansız hava aracı da üretiyor.

DİYARBAKIR ZİYARETİ

Diyarbakır'ı nasıl buldunuz?

Yaptığımız açılış töreni, mevcut şartlara bakarak değerlendirilirse, hamdolsun gayet iyiydi. Coşku, heyecan iyiydi. Tabii ki normal şartlar altında bir toplu açılış töreni değildi. Buna rağmen, hamdolsun katılım fena değildi. Bu da şartlar normale döndüğünde katılımın çok daha iyi olacağının göstergesi.

Psikolojik atmosfer, gelişmelerin takip edildiğini gösteriyor. Hükümetin atacağı adımlar, şartları iyileştirmeye yönelik müdahaleler neticesinde, çok farklı bir konuma erişileceğini düşünüyorum. Gerek altyapı gerek üstyapı konusunda atılacak adımlar, şehrin havasını ciddi biçimde değiştirecektir. Kanaat önderleri bu tür şeylere önceleri pek ilgi duymuyorlardı. Ama bu sefer yaptığım görüşmelerde, kendilerini tüm bu konularla daha ilgili gördüm.

"ABD SÖZÜNDE DURMAZSA..."

Suriye krizine ilişkin değerlendirmeleriniz neler? Artık bu konu iç meselemiz haline geldi...

Biz bölgedeki gelişmeleri hassasiyetle takip ediyoruz. Tişrin Barajı, batısı doğusu önemli. Münbiç konusu önemli. Azez, Azez'in güneyi yani Rakka önemli. Tüm bu gelişmeleri sabırla izliyoruz. Orada koalisyon güçleri var ve elbette onlarla beraber çalışırız. Ama gereken yapılmazsa, verilen sözler tutulmazsa, kendi göbeğimizi kendimiz kesmek durumunda kalabiliriz.

Obama ile 70 dakika telefonda görüştünüz. Herhalde size birtakım taahhütlerde bulunulmuştur.

Bulunuldu. Şimdi göreceğiz. Taahhütler yerine getirilecek mi getirilmeyecek mi göreceğiz. "Cenevre-3'e mutlaka katılın" diyoruz.

Rusya'nın Suriye ile ilgili yeni bir anayasa hazırladığı, Suriye Arap Cumhuriyeti ismi yerine Suriye Cumhuriyeti'nin kullanıldığı, bu yaklaşımın Suriye'yi federal bir yapıya götürmeyi amaçladığı belirtiliyor...

Biz tabii ki Suriye'nin toprak bütünlüğünden, Suriye halkının birliğinden yanayız. Bu açıdan, Cenevre-3 önem arz ediyor. Oradan bakalım ne çıkacak göreceğiz. Biz Cenevre-3'e katılacak olanları teşvik ediyoruz. Muhaliflere 'Sakın geri durmayın mutlaka katılın' diyoruz.

ABD, Irak'ta Şii örgütler üzerinden, Suriye'de ise PYD üzerinden bir hareket geliştiriyor? İncirlik meselesi gündeme gelir mi?

Gelişmeleri takip ediyoruz. Bir gerçek var ki, DAİŞ'in Irak'ta yediği darbeler var. Musul'da bazı darbeler yedi. Aynı şekilde Kuzey Suriye'de de DAİŞ'ten geri alınan yerler sözkonusu. Irak'ta İran'ın rolü, ayrıca Kuzey Irak'taki rahatsızlık da önemli. Kuzey Irak'la, Başika'yla ilgili bizim süreçlerimiz de var. Aynı şekilde Kuzey Suriye'deki gelişmeleri de yakından izliyoruz.