Türkiye'nin, resmi devlet politikası olan Avrupa Birliği üyeliği stratejik amaçlarından vazgeçmediğini belirten Erdoğan, "Önce aday üyelik, daha sonra tam üyelik müzakerelerinin başladığı günden beri üzerimize düşen görevleri yerine, getiriyoruz. Biz görevimizi gerçekleştirdik. Avrupa Birliği'nden kaynaklı gecikmeleri, bu reformların aynı zamanda kendi yurtdaşlarımızın demokratik ve ekonomik seviyelerini yükselteceği inancıyla yolumuzda ilerlemiş durumdayız. Fakat ülkemize verdiği sözleri tutmayan Avrupa Birliği'nin dönüp bir de bizi itham etmesi, açıkçası katlanılabilir bir durum olmaktan çıkmıştır." dedi.

"BENİM YÜZÜME NASIL BAKACAKLAR?"

"Almanya'nın Türkiye karşıtlığını kendi seçimlerinin ana teması haline gelmiş olmasından rahatsızlık duyuyorum. Akşam sabah benle ve Ak parti'yle yatıp kalkan bu siyaset tarzı kaybettirir." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin devamında "Gece gündüz Türkiye ile yatıp kalkan bu siyaset tarzı AB ülkelerine bir şey kazandırmaz. Bu şahıslar benim yüzüme nasıl bakabilecek." diye sualler yöneltti.

ANA MUHALEFETİN KULLANDIĞI DİLE TEPKİ

Türkiye'nin en büyük talihsizliği çapsız bir ana muhalefet partisine sahip olması. Ana muhalefet partisi, Türkiye'nin kaybetmesi pahasına yönetimi ele geçirme anlayışıyla hareket etmekte. Dil, normal bir muhalefet dili değildir, adeta bir terör örgütü dilidir. Şu anda Almanya'daki iktidar-muhalefet mücadelesindeki ortak payda ne? Türkiye'ye saldırı, Erdoğan'a saldırı. Burada da ana muhalefet partisine bakıyorsunuz, terör örgütüyle aynı safta.

''UYMAYAN KİM VARSA KENARA KOYMAMIZ LAZIM''

Daha çok çalışarak en iyi kadroları göreve getirerek daha çok proje üretme çabası içinde olmazsak bu iş olmaz. Bu yürüyüşe ayak uyduramayan kim varsa başta bakanlarımız olmak üzere kenara çekilmesi lazım. Bu yürüyüşe engel mi oluyor? Kenara çekilcek. Millete hizmette laubalilik mi yapıyor? Kenara çekilecek. Millete hizmette her türlü yolsuzluğa bulaşan mı var? Kenara çekilecek. Buralarda dikkatli olmaya mecburuz.