Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Bozdağ'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: 

Bu millet muhalefet görevini Kılıçdaroğlu'na verdi ama kendisi bu görevi dahi yerie getiremiyor. Başkanlık sisteminin tanımını dahi idrak edememiş. Onun tarifine göre yasama yokmuş, millet vekili yokmuş gibi bir algı ortaya koymak isteniyor.

Sayın Kılıçdaroğlu başkanlık sistemini bilmiyor değil ama algı oluşturmak adına böyle açıklamalarda bulunuyor. Başkanlıok sistemine Kılıçdaroğlu'nun engel olması gibi bir durum yok biz demokratik bir hukuk devletiyiz milletin kararı ne ise o tecelli edecek. Kan dökmek tabiri ile CHP'nin faşist yaklaşımının dillendirilmesi meydana geldi. 

ZAYIF LİDERLER BAŞKANLIK SİSTEMİNE KARŞIDIR ÇÜNKÜ MİLLET ZAYIF LİDERİ SEÇMEZ

İşte bu CHP'nin faşist yaklaşımı sayın genel başkanın ağzından dinlediniz. Başkanlık sistemi kanla gelir diyen adam milli iradeye saygı duyan bir adam olarak değerlendirilebilir mi? Bu Türkiye için büyük talihsizliktir. Başkanlık sistemi Türk Milleti'nin iradesiyle gelecektir. Bugün gelir, yarın gelir. Türkiye önünde sonunda Başkanlık sistemine geçecektir. Yeni Anayasa'yla geçecektir.

Başkanlık sistemi geldiğinde kandil bayram olacaktır. Doğrudan Başkanlık sandıktan çıkacaktır. 7 Haziran'da gördünüz, sandıktan tek başından hükümet çıkmadı. Kim hükümet olacak tartışmaları oldu. Başkanlık sistemi olsaydı 7 Haziran akşamı Türkiye bu tartışmaya girer miydi? Zayıf liderler Başkanlık sistemine karşıdır. Çünkü halk zayıf olan birini başkan çekmez. 

CHP ŞİMDİYE KADAR ON DEFA KEMAL KILIÇDAROĞLU'NDAN KURTULMUŞTU

Cumhurbaşkanlığı seçimi bir nevi Başkanlık seçimi gibi oldu Türkiye'de. Diğer partiler gittiler başka birisini, daha güçlü gördükleri birini aday gösterdi. Başkanlık sistemi olursa CHP'liler Kılıçdaroğlu'nu adaya göstermez, onun yerine daha güçlü daha karizmatik birisini Başkan adayı olarak gösterirler.

Başkanlık sistemini kaybeden gider, kazanan da iki dönem sonra gider, yani 8 sene sonra gider. Eğer Başkanlık sistemi olsaydı CHP şimdiye kadar Kılıçdaroğlu'ndan on defa kurtulmuştu. Şimdi ABD'de Obama bırakıyor. Başkanlık sistemi krallık olabilir mi? Başkanlık sistemi başarısız lideri sevmez, genel başkanlık koltuğunda tutmaz. O yüzden kaybede kaybede koltuklarını tahkim eden sayın Kılıçdaroğlu ve arkadaşları Başkanlık sistemini istemiyorlar. 



KAN ANCAK MİLLETİN BAŞKANLIK SİSTEMİNE GEÇİNCE KESTİKLERİ KURBANLA AKAR!

Kılıçdaroğlu'na rağmen millet sevgiyle, saygıyla Başkanlık sistemine geçecek. Kan olur ancak milletin sevgiden, şükür için kestikleri kurban olur. Buradan bir kez daha sayın Kılıçdaroğlu'nu şiddetle kınadığımı belirtmek istiyorum. Demokrasiyi içine sindiren kan lafını ağzına alamaz. Bir de demokrat geçiniyor.

Demokrasi kim, o kim? Soruşturma konusunu şu anda ben de medyadan duydum. Bu adli bir konudur. Benim bir şey söylemem doğru olmaz. Yasaların hükümleri çerçevesinde yürüyecek bir süreçtir, şu aşamada bir değerlendirme yapmak doğru olmaz. 

VİZE MUAFİYETİ İÇERİSİNDE TERÖRLE MÜCADELE DEĞİŞİKLİĞİ YAPMA MADDESİ YOK

Benim bildiğim AB süreciyle ilgili vize muafiyeti çerçevesinde Türkiye'nin yerine getireceği 72 konu içerisinde terörle mücadelede değişiklik öngören bir çerçeve yoktur. Türkiye vize muafiyeti çerçevesinde gündeme geldi. Orada komisyon bir karar verdi ve bu karar parlamentoda dün oylanacaktı. İşin başında böyle bir şart yok. Çünkü Adalet Bakanlığı terörle ilgili bir değişiklik yapacaksa onun işi. Vize muafiyeti çerçevesinde yükümlülük için yapmak istediklerimiz çerçevesinde bu yok. Burada samimi bir yaklaşım sözkonusu değil.

Türkiye'de DAEŞ, PKK ile mücadelede  kanunların elverişli olması anayasa, yasa ve insan haklarıyla ilgilidir. DAEŞ'le mücadele için herkesle işbirliği yapan Avrupalı dostlarımızın PKK'ya karşı mücadele sözkonusu olduğumuzda farklı yaklaşım içerisine girmeleri kabul edilemez. Şu anda Avrupa ülkelerinin hepsinin üzerinde ittifak ettikleri bir terör tanımı yok. Herkes ayrı bir tanım yapıyor. Türkiye'nin tanımı da bunlardan biridir. 

BU TÜR TERÖR ÖRGÜTLERİNE AVRUPA'NIN HİÇBİRİNDE İZİN VERMEZLER

AB ve Avrupa Komisyonu'nun tanım olarak sunduğu ifadelerden Türkiye'nin tanımı daha demokratiktir. Yanyana koyun ve bakın. Onların yaptıkları şey, tanımdan öte terör örgütü propagandasının serbest olmasıdır. Almanya'da siz El Kaide'nin, Belçika'da DAEŞ'in propagandasını serbest ediyor musunuz?

Bu örgütlere Avrupa'nın hiçbir yerinde izin verilmez. Böyle bir şeyi Türkiye'nin yapması sözkonusu değildir. Türkiye AB ile ilgili olarak mükellefiyetleri bundan sonra da yerine getirecektir. Sonradan çıkarılan konularda muhataplarımızı samimi olmaya davet ediyoruz. 

BİZ KİMSEYİ ALDATMIYORUZ KİMSENİN BİZİ ALDATMASINA İZİN VERMEYİZ

Dünyanın pekçok ülkesine bakın Türkiye'ye koştukların şartın kaçını onlara koşmuşlar. Biz eşitlik istiyoruz, muhataplarımızdan samimi olmalarını istiyoruz. Biz kimseyi aldatmıyoruz, kimsenin de bizi aldatmasını istemiyoruz.

Bizim terörle mücadelemizi, ülkemizin ulusal güvenliğini zaafa uğratacak adım atmasını kimse bizden beklemesin. 

Akşam