Yıldırım, Kordsa Global ve Sabancı Üniversitesi Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi'nin açılış törenindeki konuşmasında, 15 Temmuz gecesi Türkiye'nin büyük bir felaketle karşı karşıya geldiğini hatırlattı.

Bölücü FETÖ darbe girişimi karşısında dimdik ayakta duran, demokrasiye sahip çıkan millete bir kez daha şükranlarını sunan Yıldırım, "O karanlık, uzun gecede aslında milletle beraber bütün kurumlar, valilerimiz, kaymakamlarımız, savcılarımız, yazılı, görsel medyamız, sivil toplum kuruluşlarımız ve partilerimiz, herkes bir oldu, beraber oldu. Ayrılık gayrılık kalmadı çünkü tehlike büyüktü, tehlike Türkiye'nin geleceğiydi, Türkiye'nin demokrasisiydi." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'ten halka yaptığı çağrıya vatandaşların karşılık verdiğini anlatan Yıldırım, hükümetin de "Darbe karşısında asla ve asla geri adım atmayacağız. Ucunda ölüm bile olsa bu işten vazgeçmeyeceğiz." diyerek milletle kenetlenerek, belayı defettiğini söyledi.

Başbakan Yıldırım, 240 kişinin şehit olduğunu kaydederek, gerek FETÖ kalkışmasında gerekse bölücü terör örgütüne yönelik operasyonlarda hayatını kaybeden bütün şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere şifa diledi. Başbakan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye, dünya demokrasi tarihinde hiçbir ulusa nasip olmayacak bir darbe girişimini, silahlı darbe girişimini, silahsız güçle, darbecilere darbeyi vuran bir ülkenin adıdır. Darbe yapmaya geldiler, darbeyi yediler, gerisin geri gittiler. Şimdi içeride hesabını veriyorlar. Yağma yok, bu ülkenin kazanımlarını, ülkenin kurumlarına kılcal damarlarına sızıp, bin bir türlü entrikalar, kapalı oyunlarla iradeyi ele geçirmeye bu millet müsaade etmedi, etmeyecek.

Darbe oldu, OHAL ilan ettik ama ilk günden dedik ki 'Biz OHAL'i kendimize ilan ediyoruz, vatandaşa değil.' Bu darbe girişimini başlatanlardan hesap sormamız lazım en ağır şekilde. Hukukun, adaletin emrettiği her türlü hesabı sormamız lazım. Bu darbenin sebeplerini ortadan kaldıracak yapısal reformları, düzenlemeleri yapmamız lazım. Bu darbe girişimini başlatan terör örgütünün bütün bağlantılarını, bütün ilişkilerini ortaya çıkarmak, bunların devletle, milletle ilişkilerini kesmek... Bunun için OHAL ilan ettik. Ama iş alemimize 'Durmak yok yola devam' dedik."

İş dünyasının bir gün bile durmaması gerektiğini belirten Yıldırım, bunun en güzel örneğinin de açılışı yapılan merkez olduğunu dile getirdi.

"Türkiye'yi medeniyet yolculuğunda dünyanın parmakla gösterilen ülkeleri arasına sokacağız"

Başbakan Binali Yıldırım, her şeyin üretilebileceğini, ancak herkesin ürettiği şeyin üretimi yapıldığı takdirde katma değer oluşturulamayacağını ifade ederek, "Fark oluşturmanız lazım. Farkı nasıl oluşturacağız? Bilgiye sahip olacağız, bilgiyi üreteceğiz, bilgiyi katma değere dönüştüreceğiz. İşte burada bu yapılacak. Akıl terini, alın terine katacağız ve böylece Türkiye'yi medeniyet yolculuğunda, 2023 hedeflerinde dünyanın parmakla gösterilen ülkeleri arasına sokacağız. Bunu yapar mıyız? Yaparız. Bunun için imkanımız var mı? Var." diye konuştu.

Türkiye'nin özel sektörünün çok kuvvetli olduğunu belirten Yıldırım, Türkiye'nin en büyük mukayeseli üstünlüklerini "genç nüfusu" ve "müteşebbis girişimci özel sektörü" şeklinde sıraladı.

Yıldırım, "Petrolümüz yok ama genç nüfusumuz var. Dünyayı fellik fellik dolaşan özel sektörümüz, firmalarımız var ve gün geçtikçe kendilerini kuvvetlendiren üniversitelerimiz var." dedi.

"Akla, araştırma-geliştirmeye yatırım yapacağız"

Öğrenciliği döneminde sanayi-üniversite iş birliğinin önemine işaret edildiğini, ancak bunun lafta kaldığını dile getiren Yıldırım, şunları anlattı:

"İşte burada icraat var. Üniversite burada, sanayi burada, onları bir araya getiren teknopark da burada. Buranın kuruluşunu hatırlıyorum. Bizzat çabalarımı hatırlıyorum. İstanbul Ticaret Odası az mı gelip gitti bize, 'Burayı kuralım edelim. Kim olsun ortakları?' Birini razı ediyoruz, biri cayıyor. Sonunda kuruldu. Fena mı oldu işte bakın. Ne kadar güzel bir tesis oldu. Şimdi bu, 1 kat daha büyüyecek. 60 dönüm 150 dönüme çıkacak. Burada teknoloji üretilecek. Üretilen teknoloji ülkemize daha çok katma değer sağlayacak."

Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye'nin sattığı her bir kilogram malın birim değerini artırması gerektiğini belirterek, "Şimdi 2 doların altındayız. Gelişmiş ülkeler 10 dolara tırmanmış, 1 kilogram mal satıyor 10 dolar para alıyor. Biz de 1 kilogram mal satıyoruz, 1 dolar 80 cent para alıyoruz. Bu sefer ne oluyor? Biz teknolojiyi yakalamadığımız için katma değer istediğimiz kadar büyüyemiyor, refah gecikiyor. Bunun için akla yatırım yapacağız, araştırma-geliştirmeye yatırım yapacağız." ifadelerini kullandı.

Eskiden akla para verme işinin fuzuli masraf olarak görüldüğünü, "Böyle lüzumsuz işlere para harcanmaz" dendiğini ve araştırma ile geliştirmenin tamamen devletin işi olduğunu belirten Yıldırım, tanıdığı armatörlerin gemi yaptırmak için vereceği proje parasından kaçındıklarını, proje parasını araklayarak iş yapmaya çalıştıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Yaptı. Yanında çalışan ressama para vermiş. Bir proje. Bugün istiyor, yarın o da kesiyor, biçiyor, bir tane proje götürüyor. Üç, beş kuruş veriyor, başlıyor gemiyi yapmaya. Gemi ortaya çıkıyor. Sonra klas kuruluşu gelip dolaşınca bakıyor ki geminin makine dairesi unutulmuş. Proje acele olduğu için."

Armatörün durumu anlattığı ressamın ise pişkin bir halde, "Patron niye kızıyorsun. Düşünsene adamlar fark etmeseydi daha çok yük taşıyacaktı." dediğini aktaran Yıldırım, şunları anlattı:

"Bugünlerden nerelere geldik. Şimdi en büyük iş akıl. Önce akla yatırım yapacağız. Akla yapılan yatırım ülkeye çok daha büyük katma değer olarak dönmeye devam edecek. Elhamdülillah, bakıyoruz Ar-Ge harcamalarında sektör yüzde 50'ye erişmiş. Efendim yüzde 40 üniversitelerden. Sadece yüzde 10 devlette kalmış. Bu da bizim istediğimiz. Doğru yolda gidiyoruz. Sanayi daha çok olacak, üniversiteler daha çok olacak, kamu kuruluşları daha az olacak. Halef seleflen Fikri Bey zamanında buralara epey hız verildi. Şimdi de Faruk Bey bayrağı devraldı. İnşallah daha güzel işler yapacağız.

2008'de Ar-Ge'ye verdiğimiz para yaklaşık 2 milyar lira. 2015'e geldiğimizde 6 milyarı geçmişiz. 2,5 kat artış var. Sadece 2015'te Ar-Ge harcamaları 2 milyar liraya yaklaşmış. Yıldan yıla artık Ar-Ge'ye ayrılan kaynakları artırıyoruz. Şimdi vakıf üniversitelerine de Ar-Ge faaliyetlerini destekleyecek düzenlemeler de yapıyoruz. Bunlar da hayata geçecek. Kalkınma Bakanlığımız çalışıyor. Talepleri karşılamak için burada da karınca kararına katkıları var daha da destekler devam edecek."

"Dışarı satarken azimli, alırken nazlı olacağız"

Başbakan Binali Yıldırım "Bilişimde hız bereket, trafikte hız felakettir" diye bir sözü olduğunu belirterek, bunu günün anlamına uygun olarak "Trafikte hız felaket, üretimde berekettir." olarak değiştirdiğini söyledi.

Daha hızlı çalışılacağını ve daha çok üretileceğini vurgulayan Yıldırım, üretilenlerin satılacağını, refahın yükseleceğini, iş ve aş imkanlarının oluşturulacağını dile getirdi.

Yıldırım, "Dışarı satarken azimli, alırken nazlı olacağız." diyerek, cari açığın azaltılacağını, satmaya odaklanılacağını, daha çok üretip daha çok satış yapılacağını, daha çok insana iş bulunacağını kaydetti.

Binali Yıldırım, 2002'de 2 tane teknopark varken bunun 64'e çıktığını, 166 Organize Sanayi Bölge (OSB) projesinin 101'inin AK Parti iktidarı döneminde tamamlandığını, şu an 290 OSB'de 1 milyon 600 bin vatandaşın çalıştığını, 2023'e kadar 65 tane daha OSB yapılacağını, 1 milyonun üzerinde yeni istihdam sağlanacağını dile getirdi.

266 Ar-Ge merkezinde 27 bin 586 kişi çalışıyor

İstihdama katılımın yüzde 52,5 sevilerine çıktığını belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

"Gayet güzel bir şey. Şu anda 266 Ar-Ge merkezinde 27 bin 586 kişi doğrudan çalışıyor. Bu merkezlerde 5 bin 149 Ar-Ge projesi kapsamında 1124 tane yeni patent alındı. 2015'te Türkiye 100 binin üzerinde marka başvurusuyla Avrupa'nın en fazla marka başvurusu yapan ülke haline geldi. Eskiden marka ne, patent ne kardeşim. Ver siparişi, ne istiyorsan yapayım. Patron başkası, taşeron biz. Ama şimdi işler değişti. Birinci köprüyü İngilizler yaptı, biz taşeronluk yaptık. İkinciyi Japonlar yaptı, biz taşeronluk yaptık. Üçüncü köprüyü, Türkler yapıyor, Koreliler taşeron. Osman Gazi'yi Türkler yaptı, Japonlar taşeron. Bu Türkiye'nin değişimini gösteriyor, Türkiye 'Ben de varım' diyor. 'Artık arkadan gitme yok, yan yana gideceğiz' diyor. Bu öz güvenle olur. Bu ülkesine inanmakla olur. Bu ülkesinin geleceğini görmekle olur. Bu millet, geleceği gördü. Ne zaman gördü? 15 Temmuz gecesi gördü, gerçeği de gördü, geleceği de gördü."

Başbakan Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2014'ün başından beri bas bas bağırdığını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Bu bir terör örgütüdür, bunlar Türkiye'nin geleceğine, bekasına, güvenliğine kastetmişler. Bunlar polisi ele geçirmiş, askeri ele geçirmiş, yargıyı ele geçirmiş, ticarete sızmış kılcal damarlarına kadar bütün kurumlarda. Artık öyle bir hale gelmiş ki, aleni olarak ülkenin sahibi de benim, kurumların sahibi de benim demeye başlamış, kafa tutmaya başlamış ve sonunda belasını buldu. 15 Temmuz gecesi her şey ayan beyan ortaya çıktı. Bir musibet yaşadık, bu hayra vesile oldu. Türkiye şimdi virüslerinden temizleniyor ve inşallah her alanda kaybettiğimiz zamanı en hızlı şekilde telafi ederek yolumuza devam edeceğiz."

Zamanlarının kısa, işlerinin çok olduğunu anlatan Yıldırım, "Konuşacak çok şey var. Zamanımız kısa, işimiz çok. Siz üretmeye devam edin. Siz Türkiye için iş aş sağlamaya devam edin. Her zaman yanınızdayız. Turkuaz halıları önünüze aça aça yolumuza devam edeceğiz. Yolları, köprüleri, yeni tren yollarını bunun için yapıyoruz. Ülkemizin rekabet gücünü artırmak. Ülkemizi geleceğe hazırlamak." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, çocuklarının Osmangazi Köprüsü'nü en son dün kullandığını belirterek, çocuklarıyla aralarında geçen konuşmayı anlattı.

"27 Ağustos'tan itibaren 2. köprüde kamyon göremeyeceksiniz"

Yakın gelecekte İzmir'den çıkan vatandaşların 2 saat 50 dakikada İstanbul'a geleceğini anımsatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Böyle bir şey var mı? Var. Yaparsan olur. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Eserler ortada. Cumhurbaşkanımız bu işin başını çekti. Bizlere yön ve istikamet verdi ve vermeye devam ediyor. Biz de gereğini yapıyoruz. 26 Ağustos büyük gün. Hem büyük zafer hem de büyük bir eserin Türkiye'ye kazandırılmış olmasının mutluluğunu birlikte yaşayacağız.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve 217 kilometre otoyol. Dört gidiş, dört geliş. Ondan sonra 27 Ağustos'tan itibaren 2. köprüde kamyon göremeyeceksiniz. Tren yolu da var. O daha sonra devreye girecek. Şimdiden köprüyü yaparken yerini yaptık. O da yapılınca trenle Ankara'dan köprüden geçip Edirne, Avrupa, istersen Azerbaycan ve Çin'e kadar git. Sana kalmış. Eğer vaktin varsa."

Yıldırım, üniversite-sanayi iş birliğiyle açılan tesisin hayırlı olmasını temennisinde bulunarak, burada yapılacak her türlü çalışma ve yeniliğin Türkiye'nin kalkınması ve gelişmesi için katkı olacağını söyledi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma hedefinin gerçekleşmesi için ciddi adımlardan birinin bu merkez olacağını dile getiren Yıldırım, bu ve benzeri konularda desteklerinin devam edeceğini vurguladı.

Yıldırım, teknolojiye daha fazla yatırım yapacaklarını dile getirerek, hükümet olarak destek vereceklerini kaydetti.

"Kaybettiklerimizi bularak sevinemeyiz"

Daha hızlı çalışmaları gerektiğini dile getiren Yıldırım, "Arkadaşlarımız da 'Efendim neden acele ediyoruz, vaktimiz var.' diyor. Onlar bunu derken 65 yaşı düşünüyor. Emeklilik zamanı. Ama ben bir daha ki seçimi düşünüyorum. Arada böyle bir fark var. Onun için vakit. Zamana karşı yarışıyoruz. Kaybedilen zamanı telafi etmek gibi bir görevimiz var.

Türkiye istikrarsız dönemde kaybetmiş. 70 kayıp, 80 telafi, 90 kayıp, 2000'ler telafi. Hep böyle mi gideceğiz? Kazanalım. Geri sarıp tekrar kaybettiklerimizi bularak sevinmeyelim. Bir adım ötesini... Bunu yapmaya mecburuz. Bunun yolu da ayrılıklarımızı ve gayrılıklarımızı bir tarafa bırakıp, Türkiye'nin geleceği, Türk milletinin selameti için birlikte hareket edeceğiz. Kavga etmeye lüzum yok." değerlendirmelerinde bulundu.

"FETÖ gitti, BETÖ geldi"

Başbakan Binali Yıldırım, ayrılıkların daha az olduğunu anlatarak, Türkiye'nin herkese yeteceğini söyledi. 15 Temmuz sonrasında gerçekleşen Yenikapı ruhunu devam ettirmenin en önemli işlerinden biri olduğunu dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bu darbe goygoycuları darbe muvaffak olmayınca 'Şimdi bunlar birbirlerine girecekler.' demeye başladılar. Avucunuzu yalarsınız. Bu millet büyük millet. Bu millet sizin gazınıza gelmez. Bu topraklarda kader birliği yaptık. Türküyle, Kürdüyle, Çerkesiyle, Lazıyla, her türlü etnik, meşrep, mezhep bizim tarihimizde ve geleneğimizde var.

Bunların üzerine millet olma şuuru hiçbir zaman kaybolmamıştır. Bugün bölücü örgütü... FETÖ gitti, BETÖ geldi. Bunlar vardiyalı çalışıyor. 15 Temmuz'da bunlar vardiyadan düştü BETÖ geldi. Hangisi gelirse gelsin, bu büyük millet karşısında vız gelir tırıs gider. Bunları da aşacağız. Hepsini aşacağız. Medeniyet yolculuğumuza kararlılıkla devam edeceğiz."

Yıldırım, akıl terine daha çok yatırım yapacaklarını belirterek, sorunları torunlara bırakmayacaklarını anlattı.

Bunun kendi sorumlulukları olduğunu dile getiren Yıldırım, bunu yapmamaları durumunda gelecek kuşakların ve tarihin kendilerinden hesap soracağını ifade etti.

Bunu da el birliğiyle yapacaklarını aktaran Yıldırım, "İki tane biri alt alta toplarsanız eder 2, yan yana koyarsanız eder 11. Çarpan etkisi büyük. Onun için beraber, omuz omuza, yan yana. Anlaştık değil mi Sayın Sabancı? Bu hizmetin memleketimize hayırlar getirmesini diliyorum." dedi.

Konuşmaların ardından Başbakan Yıldırım, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Faruk Özlü, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ve diğer protokol üyeleri merkezin açılışı için sahneye davet edildi.

Mikrofonu eline alan Başbakan Yıldırım'ın, hayırlı olsun temennisinde bulundu. Yıldırım'ın besmele çekmesinin ardından kurdelenin kesimiyle tesisin açılışı yapıldı.

Başbakan Yıldırım ve beraberindekiler ardından tesisi gezdi.