Kalın, Daily Sabah gazetesi için kaleme aldığı "Türkiye'nin Darbe  Sonrası Direnci" başlıklı makalesinde, darbe girişiminin engellenmesinden 6 hafta  geçmeden Türkiye'nin, Suriye'nin Cerablus kentini terör örgütü DAEŞ'ten  arındırmak için "Fırat Kalkanı Harekatı"nı başlattığına işaret etti.
 
Harekatın, Türkiye sınırını DAEŞ ve PKK'nın Suriye uzantısı PYD'nin  silahlı kanadı YPG'nin de aralarında bulunduğu tüm terör unsurlarından  temizlemeyi amaçladığını kaydeden Kalın, YPG'nin Münbiç kentini terk ederek Fırat  Nehri'nin doğusuna çekileceğine dair anlaşma olduğunu hatırlattı.
 
Terör örgütü PYD'nin ve silahlı kanadı YPG'nin, DAEŞ'in boşalttığı  alanlara yerleşmek ve daha fazla toprak ele geçirmek için koşullar oluşturduğunu  vurgulayan Kalın, "Türkiye, PKK propagandasına ve onun Batı'daki destekçilerine  karşı Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunuyor ve sınırı boyunca PKK'nın yönettiği  bir devletçiğe izin vermeyecek." ifadesini kullandı.
 
Türkiye'nin, kendi Kürt vatandaşlarıyla, Irak'taki Kürtlerle bir  sorunu bulunmadığı gibi Suriyeli Kürtlerle de bir problemi olmadığının altını  çizen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, makalesine şöyle devam etti:
 
"Ancak hepimizin, Türk sivilleri ve güvenlik güçlerine saldırdığı  kadar Kürtlere de zulmeden ve onları da öldüren PKK ile sorunu var. PKK ve PYD  Suriye'de fiili bir terörist devlet oluşturmak için Suriye'deki savaşı utanmadan  kullanıyor. Türkiye buna izin vermeyecek.
 
ÖSO'nun Cerablus'a başarılı şekilde girmesi ve kentin terör örgütü  DAEŞ militanlarından temizlenmesiyle YPG'nin DAEŞ'e karşı savaşan tek etkili güç  olduğu miti tamamen çöktü. Fırat Kalkanı Harekatı, diğer şeylerin yanında ÖSO  gibi ılımlı Suriyeli muhalif grupların doğru şekilde desteklendiği takdirde Esed  rejiminin yanı sıra DAEŞ'e karşı da savaşabileceklerini ve Suriye topraklarını  terörden kurtaracaklarını gösterdi."
 
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, ABD'yi, Cerablus operasyonundan sonra  PYD/YPG'yi ne pahasına olursa olsun destekleme siyasetinden vazgeçmeye çağırarak,  "ABD, YPG'ye desteğinin Suriye'nin sosyal ve etnik uyumuna verdiği zararı  görmelidir." ifadesine yer verdi.
 
Türkiye'nin artık darbe girişimi öncesinden daha güçlü olduğuna ve  Türk halkının Gülenci darbecilerden intikam almak istemediğine, sadece adalet  talep ettiğine dikkati çeken Kalın, şunları kaydetti:
 
"Halk, Gülencilerin devleti ele geçirmek için suistimal ettiği  değerler olan yönetim ve devlet-sivil ilişkilerinde liyakat, hesap  verilebilirlik, şeffaflık ve güvenin tekrar inşa edilmesini istiyor. Bu önlemler  gelecekteki muhtemel darbe girişimlerini de önlemek için gereklidir. Herhangi bir  darbe girişimi herhangi bir ülkeyi istikrarsızlaştırabilir, ekonomisini  çökertebilir ve toplumu bölebilirdi. Türkiye'de ise bunun tam tersi oldu ve  Türkiye bir bütün olarak direncini gösterdi. Türk halkı bunu bir güç ve canlılık  kaynağı olarak kutladı ve buna Türkiye'nin her yerdeki dostları katılmalıdır."