Dicle Üniversitesi'nde konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın Ayrıca Uzay TV'nin Panorama programının konuğu olup Yaşar İçen hanımın sorularını içtenlikle cevapladı.

Yazar Eyüphan Kaya, Dr. Mustafa Aydın'ın Dicle Üniversitesi ziyaretini şu sözlerle anlatıyor:

Kendisinin ifadesiyle “her insan bir değerdir, muhakkak faydalanılacak yanı vardır” dolayısıyla kendisinin bu meyanda deneyim ve tecrübelerini dinleme fırsatını buldum, yararlandığımı söyleyebilirim.

Sabahleyin Bil Kolejinin açılışında da öğlen sonrası Dicle Üniversitesinde akademisyen hocalarımıza hitaben yaptığı konuşmada da çok önemli mevzuları akademik hayatından, yaşantısından paylaştı.

Ben kendim gayet faydalandım siz saygıdeğer okuyucularımla da paylaşmak istedim, bir saatlik konferansı bir yazıya dökmek zor ama özetlemeye çalışacağım.

……

Sevgili hocalarım değerli arkadaşlar, dünya bir değişim ve gelişim içinde Türkiye bazı konularda birilerinin çıkarına dokunabiliyor ve bundan dolayı Türkiye’yi hedefine koyanlar var. Türkiye’nin haklılığını anlatmak, dış işleri bakanlığı kadar bize de düşüyor.

Çok yönlü bir dış politika lazım, Türkiye’ye tercüman olacak elemanları yetiştirmek de üniversitelerin görevidir diye düşünüyorum.

Varsa bir başarısızlık Siyasetçiler, Akademisyenler, İş dünyası ve STK’ ların sorumluluğundadır, ortak bir akılla bunu başarmak durumundayız.

Dünyanın dümenini elinde tutan devletlere baktığımız zaman Almanya İngiltere, Fransa, Amerika gibi devletler ulusalcılığı ve milliyetçiliği aşmış dünyanın ortak akıldan yararlanmayı başaran ülkelerdir.

İçine kapanan ülkelerin fakirleştiğini görüyoruz. Aynı şey üniversiteler için de geçerli, öğrencisi ve hocaları yerel olan üniversiteler de gelişemiyor.Kanaatim o ki bir üniversitenin yerel hocaları %30 geçmemelidir.

Küreselleşen bu dünyada öyle öğrenciler yetiştirmeliyiz ki; Kendini anlatan, sağlam bir şahsiyete sahip, değerler üzerinde yetişmiş, çözüm üretebilen, girişken, hoşgörü sahibi, hayalleri olan, çağımızın ihtiyaçlarına cevap verebilen, farklılıklara tahammül eden, çok dinli ve çok dilli bir dünyayı benimseyen, birden fazla yabancı dil bilen, bir insan profili yetiştirmemiz lazım.

Üniversitemizde başarıyı yakalamak için yaptığımız bazı şeyleri sizinle paylaşmak istiyorum.

1-Organize bir yönetim tarzıyla üniversitemizi yönetiyoruz.

Akademik hiyerarşiye dikkat ederek, yetki ve sorumluluk çerçevesinde arkadaşlarımızı görevlendiriyoruz.

Dar alanda paslaşmadan uzak duruyoruz. Bir yandan idareci yetiştirirken diğer yandan ikinci üçüncü sırada yöneticilik yapacak arkadaşlarımızı yetiştiriyoruz. Daire başkanları, Bölüm başkanları, Dekanları yetiştiren bir okul yok. Bunları kendimiz yetiştirmeliyiz.

İnsana güvenmeli “öğretilmiş çaresizliği” kesinlikle kabul etmiyoruz, Üniversite okumuş, yüksek lisans yapmış, an itibari ile hoca olan bir kimse birçok alanda da başarılı olabilir.

2-İletişimi had safhada kullanıyoruz.

Üniversitenin herhangi bir biriminde bir faaliyet yapıldığında akşama varmadan tüm üniversite camiası bilgilendiriliyor. Dolayısıyla herhangi bir kirli bilgiye meydan verilmiyor. Yönetimin yıpranmasına hiçbir şekilde müsaade etmiyoruz. Benim bahçede camdan yapılmış şeffaf bir bölümüm var, isteyen herkesin bana rahat ulaşması için yarım gün orada kalıyorum.

3-Mükafat ve mücazatı önemsiyoruz.

Çalışan ve çalışmayan arasında maddi manevi açıdan muhakkak bir farkın olması lazım. Bizde performans değerlendirmesi var, hem kendimizi hem hocalarımızı sorguluyoruz. Hocamızın bir karalama kağıdı dahi bizim için bir değer teşkil ediyor.

4-Uygulamalı eğitime önem veriyoruz.

Özel ve kamuda toplam dört bin civarında çözüm ortakları kurumlarımız var. Birinci sınıftan başlamak üzere öğrencinin kredisine sayılarak belli saatlerde alanı ile ilgili çalışmaktadır. Hem kısmi bir ücret alıyor hem de mesleğinin uygulama alanını tanıyor. Bizim için de öğrencimizin bilgi düzeyi, kabiliyet, meslek ahlakı, kurumdaki yatay ve dikey ilişkilerde ne durumda olduğunu, varsa eksiklerini tamamlama fırsatı veriyor.                                                         

Uygulamalı eğitim sayesinde şimdiye kadar mezun ettiğimiz kırk bin öğrencimizin %86’sını istihdam etme fırsatını bulduk.

5-Mezunlarımızı yerleştirme komisyonları mevcuttur.

Üniversitemiz bünyesinde mezun öğrencilerimizi işe yerleştirme konusunda tıpkı iş ve işçi bulma kurumu edasıyla çalışan komisyonlarımız vardır. Kurumlardan gelen taleplere göre mezun olan öğrencimiz yönlendirilerek işe yerleştirilmekte bu çalışma hocalarımızın performans hanesine yazılmaktadır.

6-Proje zamanlı çalışıyoruz.

Üniversitemizde proje, araştırma, ekip çalışması tarzında bir çalışma usulümüz var. Üniversitemizde 160 farklı alanlarda faal laboratuar bulunmaktadır. 80 tane öğrenci kulübüz ve 2 düşünce kuruluşumuzla her fırsatta fikir egzersizi yapıyoruz. Ürettiğimiz düşüncenin bir nüshasını devletin ilgili kurumuna da veriyoruz bize göre üniversiteler devleti de beslemelidir. Ama onu kullanır kullanmaz o bizim işimiz değildir.

Ayrıca “Yaşam Boyu Eğitim” gereği yılda 10 bin vatandaşımızı da seminerlerle farklı farklı alanlarda yetiştiriyoruz.

7-Üniversitemizin 2023 itibari ile bir hedefi var. Bu hedef 2023 tarihi itibariyle Türkiye’de ilk 5’e dünyada ise ilk 500’e girebilmektir.

………..

Elbette ki anlattıkları bundan ibaret değildi ama bu kadarı bile insana heyecan veriyor, motivasyon katıyor.

Daha sonra soru cevap kısmında gayet yararlı bir diyalog sağlandı. Ben söz almak istedim Yüce Mevlam dilemeyince konuşmak nasip olmadı, ama hem Rektörümün Talip Gül beye hem Mustafa Aydın’a Aydın Üniversitesi ile Dicle Üniversitesinin kardeş üniversite olmalarını istediğimi söyledim. Bu kardeşlik zaman içinde bir vakıf üniversitesinin Diyarbakır’da açılmasıyla tatlı rekabete de dönüşebilir diye düşünüyorum.

Bu etkinliğe ruhsat veren D.Ü.Rektörümüz Prof.Dr.Talip Gül hocamızı da bu davete icabet eden kadim dostum Dr.Mustafa Aydını da candan tebrik eder başarılarının devamını dilerim.

Dr.Mustafa aydın şehrimizi selamladı aleyküm esselam diyor tekrarını bekliyoruz.