İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın 15 Temmuz kanlı darbe kalkışmasına dair duygu ve düşüncelerini paylaştı. Türkiye'nin 15 Temmuz gecesi büyük bir sınav verdiğini ifade eden sayın AYDIN, Türk milletinin genlerinde olan bağımsızlık ateşinin 1000 yıllık tarihinde hep ön planda olduğunu cümlelerine ekledi.

 Doktor Mustafa Aydın, 15 Temmuz gecesi Türk milletinin gösterdiği milli birlik, milli güç ve mili irade ile ilgili düşüncelerinin sorulduğu soruya şu şekilde cevap verdi:

Türkiye 15 Temmuz darbe teşebbüsü ile birlikte büyük bir sınav verdi. Türk halkının genlerinde olan o özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin en belirgin örneğini, tanklara toplara siper ederek özgürlüklerinin ve bağımsızlıklarının önünde hiç bir şey olmadığını ortaya koymuşlardır.

BU MİLLET HER DAİM BİRLİK VE BERABERLİK RUHU İÇERİSİNDE MÜCADELE ETTİ

Bu aziz millet bir çanakkale ruhu içerisinde din, dil, ırk, siyasi düşünce ayrımı yapmaksızın bu vatanı ve toprakları korumuştur. Aziz milletimizin tarihin her döneminde dahili ve harici düşmanları olmuştur. Bu millet her daim içerideki ve dışarıdaki düşmanlara karşı birlik ve beraberlik ruhu içerisinde mücadele etmesini bilmiştir. 

Söz konusu bayraksa, bağımsızlıksa, özgürlükse canını, malını çoluk çocuğunu ortaya koymuştur. Çünkü bu milletin genlerinde olan bu bağımsızlık ateşi 1000 yıllık tarihinde bile hep ön plana çıkmıştır.

 15 Temmuz gecesi tüm siyasi parti liderleri ve Türk milletinden her kesim bu darbe girişimine karşı durdu. Bu bağlamda değerlendirecek olursak milli birliğin gücüne dair düşünceleriniz nelerdir?

 Türkiye ilerleme kat ettikçe düşmanı da o oranla artıyor. Bu yüzden daha güçlü olunmalıdır. Daha fazla çalışıp her alanda ilerlememiz gerekiyor. Fakat hepsinde de öte birlik ve beraberliğimize, kardeş olmaya daha fazla önem vermemiz lazım. Aramızdaki fark ve ayrımlarımız bir zenginlik olarak görülmeli ve birbirimizi kucaklamalıyız.

Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı 15 Temmuz darbe girişimine Avrupa Devletlerinin yaklaşımı sizce nasıl oldu? Bu yaklaşımlardaki samimiyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Esas itibariyle insan hakları, bağımsızlık ve özgürlük gibi temellerle kendi ülkelerini inşa ettiklerini savunan ülkeler, güçlü bir Türkiye istemedikleri için bizim bu bağımsızlık ve özgürlük hareketimizde yanımızda olmadılar.

Dolayısıyla bugün hainleri bize iade etmeleri de pek bir anlam ifade etmiyor. Ya da Batı’nın 15 Temmuz sonrası bize beklediğimizden daha fazla alaka göstermesi bizim için çok da önem taşımazdı. Bu millet kendi kendine yeten bir millettir.

BU MİLLETİN KİMSEYE İHTİYACI YOKTUR

Bu milletin kimseye ihtiyacı yoktur. Elbette ki iyi komşuluk içeresinde olacağız ama asli olan içimizdeki birlik beraberlik, kardeşlik ve ülkenin dört bir yanını kucaklamaktır. Bütün ayrışmaları ve farklılıkları bir zenginlik kabul ederek birbirimizi kucaklamaktır.

Biz bunu sağladığımız müddetçe bu ülkenin temel kaynakları, zenginlikleri, coğrafyası, yetişmiş insan kaynağı ve genç nüfusu bütün dünyaya bedeldir.

Türkiye’nin bir daha böyle bir gün yaşamaması için ne tür tedbirler alınmalıdır?

15 Temmuzu tarihimizde ve bölgemizde en son darbe girişimi olarak değerlendiriyorum. Eğer yarın zayıf duruma düşersek, eğer kardeşliğimizde kopmalar olursa, eğer ayrıştırmalar artarsa krizleri tamamen ötekileştirme üzerine kurarsak ekonomimiz zayıflarsa elbette ki yeni darbelere hazırlıklı olmamız lazım. Darbelerin tek bir panzehri vardır oda kardeşlik, el ele olmak, güçlü ekonomi, gelişmiş bilişim teknolojisi ve ileriye doğru bakmaktır.

Son olarak 15 Temmuzu Anma Haftasına dair neler söylemek istersiniz?

Başta 15 Temmuz şehitlerimiz olmaz üzere bu ülkenin birlik ve beraberliği, bağımsızlık ve tam ekonomik özgürlüğü için hayatlarını seve seve hiç düşünmeden feda eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Arkada bıraktıkları ailelerine ve sevdiklerine baş sağlığı diliyorum. Onların bizim emanetimiz olduğunu asla unutmasınlar.