17 Aralık 2017
  • İstanbul 15°
  • Ankara
  • Izmir 16°
İmsak 06:43
Güneş 08:16
Öğle 13:07
İkindi 15:24
Akşam 17:45
Yatsı 19:12
BIST0
Dolar3.8685
Euro4.5492
Altın156.2140

Akıllı Telefonumun Aklını Aldım, İşte Sonuçları..

Yeliz Agacoliya Ekinci
31 Ekim 2016 Pazartesi 12:40

Yıl 2016 .Akıllı telefonsuz, internetsiz hayatımızı düşünemiyoruz. Peki bizi esir aldıklarını, günümüzün kaç saatini harcadıklarını, onlar yüzünden neleri kaybettiğimizi, ne kadar şeyi fark etmeden yaşadığımızın farkında mıyız? Cevap  “Evet” olsa da pek de bir şeyleri değiştiremiyoruz. Nedeni bağımlı olmamız. Telefonumuzun şarjı bittiğinde oksijen maskesi arar gibi şarj arıyoruz. Bir kafe ya da restorana gittiğimizde masanın manzarası önemli değil artık, priz olması önemli.

 

Her şeyin farkındayız, tamam, peki ne yapabiliriz ki? Telefon kullanmayalım mı? 2016 da telefonsuz olur mu? Hayır, bu kadar net. Peki ne yapabiliriz, en az zarara nasıl indirebiliriz?

 

Üç hafta önce telefonumun bozuldu, tamire gönderdim, olmadı, yeni bir telefon aldım, nereden esti bilmiyorum ama dedim ki ben bu telefona hiç bir uygulama yüklemeyeceğim, bakalım ne kadar dayanırım ve neler değişecek hayatımda.

 

Eskiden gün boyu telefon elimdeydi, durmadan bir Facebook’a bakıyordum, bir İnstagram’a, WhatsaapViber derken durmadan bir döngü içinde günüm geçmiş ben farkına bile varmamışım.

 

Dışarı çıkıyoruz, yolu Yandex’e sormadan gitmiyoruz. Yandex’e baka baka da etrafı göremiyoruz ki, yolları aklımızda tutamamızın sebebi de bu. Etrafımıza baksak bile neler var değil de İnstagram fotoğrafı çıkar mı diye bakıyoruz, keyfini çıkarmak yerine fotoğrafını çekiyoruz ve o karedeki görüntü bir tek aklımızda kalıyor, başka hiçbir şeyi hatırlamıyoruz çünkü beynimiz de bir telefon olarak bakmaya başladı, sosyal medya gözünden bakıyor her şeye. Hangi paylaşım ne kadar beğeni alır, ne paylaşırsak daha çok dikkat çeker? Hangi günün hangi saatinde insanlar daha çok kullanırsa sosyal medyayı ona göre de paylaşımlar yapan var.

 

Bilgisayarda açılan uyugulamaları açtım, açılmayanlar da eksik kalsın çok bir şey kaybetmem diye düşündüm. Haklıymışım,tam tersi çok şey kazandım. Zaman kazandım, boş şeylerle uğraşmak yerine zamanımı değerli kullanmayı keşfettim yine yeniden.

 

Eskiden biri mesaj attığında Mesengerden iki dakika cevap yazmasam hemen nerde kaldım niye cevap yazmadığımın hesabını vermek zorunda kalıyordum, şimdi herkes biliyor ki akşam işim bitince açıp bakacağım ve cevap yazacağım, acil bir şey varsa zaten telefon açıp bana ulaşabilirler. Şimdi düşündüğümde ne kadar aptalmışım diyorum, niye kendimi o kadar yıpratıyormuşum ki, mesaj mı gelmiş, ay görmemişim, ay cevap yazmamışım... Bir taraftan iş yapıp diğer taraftan telefon elimde laf yetiştirmeye çalışıyordum, aklım neredeydi ya?

 

Komplekslerden arınma aracı

 

Artık sosyal medyada kin ve nefret kusmak moda. Kim daha çok birilerine çakarsa takipçisi artıyor, kim daha çok  birisine saldırır  o “Adam” oluyor hele küfrederse o zaman “Adamın dibi”.

 

Kendini ifade etme özgürlüğü diye bir şey çıktı ortaya, onun arkasına sığınıyor herkes. Oysa nedir bu kendini ifade etme özgürlüğü bilen çok az insan var. Eğer başkasına küfretme özgürlüğü ise eksik kalsın, almayalım.

Kendi düşüncelerini yazan çok az insan var, neredeyse hiç fikir sunan yok sadece fikirleri beğenmeyen, eleştiren kesim var ortada, onlara sorsanız herşeyin en iyisini onlar bilirler, kaç kilometre yol kaç günde yapılır, uçak nasıl uçurulur, insansız hava aracı nasıl yapılır, hatta Marsta nasıl hayatta kalınır onu bile biliyorlar. İnternette bilgilere kolay ulaşıldığı için herşeyi bildiklerini zannedenler, hayatında bir kitap okumamiş, internette de magazin sayfalarından başka bir şey açmamış olsa bile herşeyi bilen onlar. Hep öyledir zaten hiçbir şey bilmeyen herşeyi bildiğini zanneder. Boşuna dememişler “Çok miktarda iyileştiren tek zehir bilgidir” diye. Malesef hep az miktarda alıyoruz.

Eskiden sağcılar solculara çakardı, başı açıklar örtülü kadınlara, eşcinseller sevilmezdi. Şimdi kimse kimseyi sevmiyor. Bir hafriyat kamyonu şoförü bir kaza yapsın bütün kamyon şoförleri katil oluyor, metrobüs şoförleri şerfsiz, çocuk bakıcıları namussuz, bütün üvey anneler vicdansız, üvey babalar hırz düşmanı. Ne kolay değil mi? Nasılsa telefonlar elimizde istediğimizi yazar istediğimize canımız ne isterse deriz. Yıllarca bize insan hakları, özgür basın, düşünce özgürlüğü diye diye başımızın etini yediler, yetmedi aklımızı da aldılar. Her türlü imkan, su, şampuan bulduğumuz için kolayca pis mültecilere de çakabiliriz.

Not: Almanya’da geçen ay Facebookta kin ve nefret içerikli paylaşımı yüzünden bir yıl 6 ay hais cezası verdi Wuerzburg mahkemesi.

Hukuk süreçlerini, cezaları bir tarafa bırakalım, hiç mı vicdanımız yok, manevi değerlerimizi bu kadar çabuk nasıl yitirdik? Yemek, içmek hatta “gıybet yapıyoruz” bile ne ara bu kadar moda oldu? Ne ara komşumuza, farklı fikirdeki arkadaşımıza düşman olduk?

 

Not 2: Facebook yasal yollardan ulaşıma yasak olan ülkeler: Hindistan, Tayland, Çin, Mısır.

 

Not 3: Dünyada en çok kitap okuyan ülkeler sıralamasında Hindistan birinci sırada, haftada 10 saat 40 dakika ile, Tayland ikinci sırada 9 saat 42 dakika, Çin 8 saat, Mısır 7 saat 30 dakika.

(Türkiye on dokzuncu sırada 5 saat 54 dakika ile, Amerika Birleşik devletleri ise yirmi üçüncü sırada haftada 5 saat )

 

Facebook Yorumları

Yorum Yaz

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.